Search Results
Bu sitede ara
Boş arama ile bulunan sonuçlar
- Elon Musk'lı değil Ethan Hawke'lı Tesla
Ethan Hawke'ı Nikola Tesla rolünde izleyeceğimiz Tesla filminin ilk tanıtım filmi yayınlandı. Nikola Tesla ve Thoma Edison mücadelesini konu alan film ilk gösterimini bu yıl Sundance Film Festivali'nde gerçekleştirmişti. Tesla rolündeki balarılı oyuncuya Edison rolünde Showgirl, Dune ve Twin Peaks'den tanıdığımız Kyle MacLachlan eşlik ediyor. Tarihe iz bırakmış iki dehanın çekişmesini konu alan film Tesla'nın J.P Morgan'ın kızı Anna Edison ile tanışması sonrası dönemi anlatıyor. Sundance'den aldığı ödüle rağmen eleştirmenler tarafından beklenileni veremediği düşünülen yapımın yönetmen ve senarist koltuğunda ise Hamlet ve Experimenter'in de yönetmeni Michael Almareyda oturuyor. 21 Ağustos'ta beyaz perdeye yansıtılması planlanan filmin henüz pandemiden dolayı ertelenmesine yönelik bir açıklama gelmiş değil ama süreç bize ne gibi sürprizler yapacak bilemediğimiz için beklentimizi de yüksek tutmuyoruz.
- Vespa x Sean Wotherspoon
Asics Gel Lyte 3 siluetine getirdiği renkli yoruma geçtiğimiz aylarda yer verdiğimiz tasarımcı Sean Wotherspoon'un son işbirliği Vespa ile oldu. Deneysel yaklaşımlarıyla farkını ortaya koymasıyla bildiğimiz ve Amerika'daki sokak kültürüne olan hakimiyetine şapka çıkardığımız Wotherspoon Vespa'nın, 1968'den beri üretimde olan, Primevera 150 modelini yorumladı. Motorseverlerin yanı sıra bu kültüre uzak bir çok kişinin de "love mark"larından biri olan Vespa tasarımcının dokunuşları ile, renkli, naif ve geçmişe bağlı karakterinden ödün vermeden, yepyeni bir görünüme bürünmüş. Yeni yorumda ilk göze çarpan Primevera markalaması sanatçı tarafından çoğaltılarak optik bir yanılsama verecek şekilde farklı boyutlarda tekrar edilerek uygulanmış. Koltuk açık kahverengi renkte yivli/nervürlü kadife ile kaplanmış. Wotherspoon yeni, saygısız ve eğlenceli bir görünüm yaratmak adına cesur renk kombinasyonları ile yeni bir karakter çizmiş Primavera'ya. Yollara renk getirmek düşüncesiyle başlayan Vespa ve Wotherspoon işbirliği bununla da kalmamış. İkili sınırlı sayıda üretilen 4 farklı tişört ve bir de "vintage" eşpfman takımı ile sokak giyimine yönelik bir de küçük koleksiyon hazırlamış.
- Özlediklerimiz köşesinde bugün... Massive Attack
En son albümleri Heligoland'i 10 yıl önce dinlediğimiz ve 4 yıl önce de Ritual Spirit ve The Spoils EP'leri ile karşımıza çıkan aktivist gruplarımızdan Massive Attack suskunluğuna ara verdi. Üç şarkıdan oluşan Eutopia EP'si ile karşımıza çıkan Massive Attack görünen o ki muhalif görüşlerinden de hiç vazgeçmemiş. Bir eleştiri ve karşı çıkış projesi olarak görebileceğimiz Eutopia'da yer alan her bir şarkı ayrı bir konuyu ele alıyor. Massive Attack gelir dağılımındaki adaletsizlik, orantısız vergi dağılımları ve kaçakçılığı ile iklim krizine odaklanan parçaların her birinde farklı bir sanatçı ve grupla işbirliğine gitmiş. Görsel, duygusal ve işitsel anlamda farkındalık projesi olması için yola çıkılan Eutopia sadece müzikal bir paylaşım olmaktan öte üzerinde durulan konuların uzmanlarıyla ortaya çıkarılmış bir çalışma özelliği de taşıyor. Pandemi sürecinde, kilitlenen küresel sistemin tetiklediği albüm, fikri sistemi değiştirme ihtiyacı üzerine şekillenmiş. Evrensel gelir dağılımına odaklanan ilk parçada The Basics Income Network'ün başındaki isim Guy Standings'in uzmanlığına başvuran Massive Attack şarkıyı da Young Fathers ile birlikte oluşturmuş. The Hidden Wealth of Nations: The Scourge of Tax Havens kitabının yazarı profesör Gabriel Zucman'ın fikirleriyle şekillenen ikinci parçada ise yazar, şair, rap müzisyeni Saul Williams ile işbirliğine gitmiş Massive Attack. Danışmanlığını Birleşmiş Milletler iklim krizi masasının başında oturan Christiana Figueres'in yaptığı üçüncü parçanın işbirlikçisi ise Atlantalı grup Algiers olmuş. İklim krizinin çözüm yollarının tıkandığı ve sivil itaatsizlikten başka çıkış yolları kalmadığını savunan Figueres'in çalışmalarını temel alan parça yaşayan tüm canlıları tehlikesi altına alan bir sorun çevresinde diyalog oluşturmayı hedefliyor.
- Palmiyeler'den parçalar teker teker gelmeye devam ediyor
Harika, Orman, Kalehan, Yakalım Alışveriş Merkezleri ve Aslında Alkol Hala Damarımda teklileriyle bir süredir beklemediğimiz anlarda karşımıza çıkan Palmiyeler 6. parçalarını da yayınladı. Çıkardıkları her yeni parça sonrası direğin tepesinde, gözü ufukta, "kara göründü" diye bağırmayı bekleyen denizci gibi albüm yolu gözlediğimiz Palmiyeler'in yeni parçası ise Gün Doğdu. Söz ve müziğinin grupça yazıldığı Gün Doğdu'nun kapak görseli ise grubun bas gitaristi Tarık Töre imzası taşıyor. Palmiyeler, en son, 2018'de üçüncü stüdyo albümleri Akdeniz'i yayınlamıştı. Yeni albüm ne zaman gelir bilemiyoruz ama bu teker teker gelen parçalar da, sisler arasında da olsa, ufukta bir albüm olduğunu düşündürtüyor bizlere.
- Elyse Dodge tablosundan Six Hundred Four ayakkabısına...
Sıradışı tasarım anlayışı ile dikkatleri üzerine her zaman çekmeyi başaran Kanadalı ayakkabı markası Six Hundred Four yerel bir üretici olarak global markalara kafa tutabilecek ürünler üretmeye devam ediyor. "Ayakkabılar sadece bir ayakkabı olabilir, ya da hikayesi olan bir sanat eseri" düşüncesiyle yola çıkan marka kurulduğu günden beri ayakkabıları ile sanatı bir noktada buluşturmayı hedefliyor. Genellikle üretimlerini, marka adından dolayı, 604 çift ile sınırlı tutan Six Hundred Four 4 modelden oluşan Dodge serisini yine Kanadalı olan ve geometrik formlarda sadeleştirilmiş manzara resimleriyle ile tanınan Elyse Dodge'ın çalışmalarıyla renklendirmiş. Sanatçının Whistler yakınlarındaki Black Tusk Dağı'nın tasvir ettiği Elevation tablosundan yola çıkan tasarımcılar Abbott, Allexander, Cambie Lo ve Cambie Hı adlı 4 modelden oluşan bir Dodge ailesi yaratmışlar. Abbot modelinde üst kalite sıkı dokuma pamuk kanvas üzerine lazer baskı ile tabloyu "sneaker"ları üzerine işleyen tasarımcılar lazerle oyulmuş kauçuk taban üzerine kurgulanan modellerin iç yüzeyleri eskitme deri astar ile tamamlanmış. "Grade A" Amerikan inek derisi malzemeden el boyaması ile koyu lacivert renkte sunulan Alexander'da Elyse Dodge'ın tablosunun bir kısmı lazer baskıyla topuk kapağına işlenmiş. Model Abbot'da olduğu gibi eskitme deri astar ile sonlandırılmış. İlk iki modele göre daha yüksek bir boyun kesimine sahip Cambie Lo ise sanatçının resmini üzerinde en çok taşıyan üye olmuş. Boyası dışında Alexander ile aynı altyapıya sahip olan model ailenin de en renkli karakteri olmuş. Son olarak Cambie Hi modelinde yüksek boyun kesimi Black Tusk Dağı'nın ihtişamlı görüntüsüne de topuk kısmında alan oluşturmuş. Modeller farklı adetlerde ama toplamı yine 604 çift olacak şekilde üretilmiş. Elyse Dodge'un soyut ve gerçek arasındaki zıtlığı sorguladığı ve izleyici alternatif, basitleştirilmiş bir dünyaya çekme düşüncesini yansıttığı eseri Dodge "sneaker"larında üçüncü boyuta taşınmış.
- David Lynch Theater gururla sunar
Pandemi sürecinde garajında tamir ettiği masasından, hava durumuna kadar bir çok Youtube paylaşımı yapan ve arada kısa filmlerini de David Lynch Theater kanalından yayınlayan usta yönetmenden bir kısa film daha geldi. Eve kapandığı bu süreçte The 3rs, Pozar, The Story of a Small Bug adlı kısalarını seyirciyle Youtube üzerinden paylaşan Lynch'in son süprizi de The Adventures of Alan R. adlı yapımı oldu. Bir söylentiye göre Lynch, bu kısa filmde, bir çok yapımda birlikte çalıştığı Oscar ödüllü ses tasarımcısı Alan R. Splet'e göndermede bulunuyor. Özellikle arka planda duyulan yoğun rüzgar seslerinin Splet'in Eraserhead filmi için İskoçya'da, saatlerce, kaydettiği rüzgar sesi olduğu tahmin ediliyor. Görünen o ki Lynch bu Youtuber'lık işini sevdi ve bu işe bir son verecek gibi de gözükmüyor. Bakalım bizleri ayda bir yeni paylaşımlarına alıştıran Lynch'in bir sonraki paylaşımı ne üzerine olacak.
- Kid Cudi x Eminem
Geçtiğimiz günlerde Kanye West ile birlikte yeni bir animasyon serisinin yapımcılığını ve seslendirmelerini yapacağını açıklayan Kid Cudi önemli isimlerle birlikte işbirliklerine devam ediyor. Seneye Delinquents of Leader teklisi ile başlayan Kid Cudi, son olarak, Travis Scott ile The Scotts projesi için bir araya gelmişti Dün kız kardeşinin kişisel hesaplarından Eminem ile işbirliğini duyduğumuz Cudi bugün yaptıkları The Adventures of Moon Man & Slim Shady adlı parçayı yayınladı. Yapımcılığı Dot Da Genius, Eminem ve J Gramm'in yapımcılığını üstlendiği parçada Eminem George Floyd, Ahmaud Arbery ile birlikte Covid-19'da hayatını kaybedenlere de atıfta bulunuyor. Lirik klibiyle birlikte gelen parçada ikili "yarımız bir zombi kıyameti gibi geziyoruz, diğer yarısı çok kızdı ve maske takmak istemiyor" sözleri ile gündeme de göndermesini yapmadan geçmiyor. Rap jargonuna hakim olsanız, Harlem sokaklarına aşina da olsanız takip etmekte zorlanacağınız yoğunlukta bir parça The Adventures of Moon Man & Slim Shady... 4,5 dakikalık süresi ile uzun diyebileceğimiz parça hemen aşağıda...
- The Cranberries ile tekrar...
Hayatımıza, 1993 yılında, Everybody Else Is Doing It, So Why Can't We? albümü ile giren ve 94 yılında, Belfast sokaklarından görüntülere yer verdikleri klibiyle gönlümüzü fetheden Zombie'yi yayınlayan İrlandalı grup The Cranberries No Need To Argue albümünü tekrar basıyor. Post-punk dokunuşlarla harmanladıkları alternatif rock müziklerini 90'lı yıllarda geniş kitlelere ulaştırmayı başarmış olan grup son olarak 8. stüdyo albümleri olan In The End'i geçtiğimiz yıl müzikseverlerle paylaşmıştı. Grubun solisti ve Zombie klibinde altına boyanmış aziz görüntüsüyle hafızalarımızda yer edinen Dolores O'Riordan'ı iki yıl önce aramızdan ayrılmış ve The Cranberries bu kaybın ardından bir veda niteliği taşıyan In The End'i çıkarmıştı. Albümü tekrar elden geçiren grup No Need To Argue'yu Eylül ortasında yayınlamayı hedefliyor. Albümün bu tekrar sunumunda bizleri bazı sürprizler de bekliyor. Bugüne kadar stüdyodan çıkmamış bazı demoların yanı sıra, canlı konser kayıtları ve Zombie'nin bir remiksi ile üç de yeni The Cranberries şarkısı albümde yer alıyor.
- Travis'ten albüm yolunda bir parça daha
Geçtiğimiz aylarda 9. stüdyo albümleri 10 Songs'u, albüm öncüsü A Ghost parçasıyla birlikte duyuran İskoç grubumuz Travis dinleyicisini albüme hazırlamaya devam ediyor. Albümden bir yeni parça daha paylaşan Travis'in yeni tercihi ise Valentine oldu. Parça 2019'da Londra'daki Rak Studios'ta ağırlıklı olarak canlı bir performans şeklinde kaydedilmiş. Şarkının sözleri önceki albümlerde olduğu gibi yine Frank Healy tarafından yazılmış. Healy 10 Songs'un ilk albümleri Good Feelings'e çok benzediğini de belirtiyor. Bu benzeşme de Travis köklerine mi dönüyor sorusunu akla getiriyor. Healy'nin Valentine için yaptığı açıklamalarda parçayı İskoç blues sanatçısı Alex Harvey'in parçalarına benzetmesi de Travis'in albüm çalışmalarında kendi topraklarından beslenmeye önem verdiğini ortaya koyuyor. 10 Songs 9 Ekim'de BMG etiketiyle satışa çıkmayı bekliyor.
- Oscar'lı Hair Love dizi oluyor
Geçtiğimiz yıl Akademi Ödülleri'nden En İyi Kısa Animasyon Film dalında Oscar'ın sahibi olan Hair Love dizi oluyor. Kızıyla birlikte yaşayan bir babanın kızının kıvırcık ve kabarık saçlarını yapmaya çalıştığı anlara şahit olduğumuz filmin yönetmenliğini Matthew A. Cherry'nin üstlenmişti. 2019 tarihli yapım HBO Max için 12 bölümden oluşan bir dizi haline getiriliyor. Young Love adını alacak hikaye Stephan ve Angela çifti, kızları Zuri ve Rocky adlı kediden oluşan çekirdek ailenin yaşadıklarına odaklanacak. Hair Love'ın yapımcısı Monica A. Young, David Steward ve Carl Reed'in yapımcılığını üstlendiği dizinin HBO Max içeriğine ne zaman dahil olacağı ise bilinmiyor. hair love kısa film hbo max
- Vhils'den bir duvar gravürü daha
Duvarları kazıyarak ortaya çıkardığı işleriyle bildiğimiz, kent duvarlarında kullandığı mahlası Vhils adıyla tanıdığımız Portekizli sanatçı Alexandre Farto kazımasını bu sefer sağlık çalışanları için yaptı. İlk olarak 2007 yılında Lizbon'daki VSP Grup sergisinde Scratching The Surface projesi ile farklı yaklaşımını ortaya koyan sanatçının eserleri çığır açıcı olarak yorumlanmıştı. Sanatçının son çalışması ise doktorlar, hemşireler, hastahane çalışanları ve idari personelin pandemi sürecinde gösterdikleri üstün performanslarına bir saygı gösterimi olarak São João Universitary Hospital Center'da yer alan bir duvarda yer aldı. 10 tane maskeli sağlık çalışanının portresine yer verilen bu devasa duvar gravürü Farto'nun kendi sözleriyle "günlük yaşamın gerçek kahramanlarına, hem bireysel önemlerini hem de ulusal sağlık hizmetinin önemini vurgulamak için sıklıkla unutulan bir övgü" olarak özetleniyor. Girişte yer alan bir duvara uygulanan kazıma merkezin ziyaretçileri giriş ve çıkışta eşlik edecek ve onlara bir kez daha çalışanların özverisini hatırlatacak şekilde konumlandırılmış. Sanatçının birbirinden güzel ve farklı çalışmalarını görmek için sayfasını da ziyaret etmeyi unutmayın, sayfayı aşağı kaydırarak da bizim seçtiğimiz bir kaç farklı işini de görebilirsiniz. fotograflar: @expandingroots
- Brad Pitt'i bir de kiralık katil olarak izleyelim bakalım
Elisabeth Moss'un baltalı katili canlandıracağı dizi haberinin ardından bir katil rolünü de Brad Pitt üstlendi. Brad Pitt Deadpool 2'de birlikte çalıştığı David Leitch'in yeni projesi Bullet Train'de kiralık bir katili canlandıracak. Katora Isaka'nın 2010 tarihli kitabı Maria Beetle'dan uyarlanacak olan filmde Pitt Ladybug karakterine hayat verecek. Yolcuları arasında kiralık katillerin yer aldığı, Tokyo'dan yola çıkan ve son durağı Morioka olan bir hızlı trende geçen hikaye bizleri aksiyona boğacak gibi duruyor. Son dönemde kurduğu Plan B adlı yapım şirketi ile daha çok masa başında zaman geçireceğinin sinyallerini veren Pitt, en son rol aldığı, Once Upon A Time In Hollywood ve Ad Astra öncesinden beri yer alacağı projeleri sık eler olmuştu. Pitt adının geçtiği bir çok projede yer almamış ve Plan B ile yapımcılık tarafında yer almayı tercih etmişti. Oyuncu yapımcısı olduğu 12 Years of Slave ile bir de Oscar kazanmıştı. Bullet Train'in yapımcı koltuğunda ise Trining Day'in yönetmeni Antoine Fuqua'nın yapımcıları arasında yer aldığı filmin senaryosu ise Leitch ile Zak Olkewicz birlikte kaleme alacak. Filmin oyuncu kadrosu henüz şekillenmiş değil, çekimlerin başlayacağı tarih ve gösterim tarihi de pandemi sürecine göre belirlenecek.
- Elisabeth Moss baltalı katil olma yolunda
The Handmaid's Tale sonrası rüzgarı arkasına alan Elisabeth Moss durmak bilmiyor. Bu sene The Invisible Man ile seyirci karşısına çıkan ve Wes Anderson'un The French Dispatch'i ile Waititi'nin Next Goal Wins'inde izlemek için pandemiyi beklediğimiz oyuncu yakın zamanda The Handmaid's Tale'ın yeni sezon çekimlerine de başlayacak. Moss bu kadarla da kalmıyor, Space Force'un yönetmenleri arasında yer alan ve aynı zamanda Moss'un The Handmaid's Tale'de rol arkadaşlarından biri olan Daina Reid'ın Run Rabbit Run filmi de oyuncunun ajandasında yer almış projelerden biri. Kısacası önümüzdeki dönemde iki ayda bir Elisabeth Moss izleyecek gibiyiz. Oyuncudan gelen son habere göre Moss, gerçek bir hikayeye dayanan ve 1980'de Teksas'da arkadaşını baltayla öldüren Candy Montgomery'iyi anlatacak dizinin de başrolünde yer alacak. Uzun zamandır bir anti-kahraman rolü beklediğini belirten Moss Mad Man'den beri birlikte çalışmak istediği Robin Veith ile de bu dizide tekrar buluşuyor. Veith'den teklif geldiğinde sadece "nereyi imzalıyorum" dediğini açıklayan oyuncu aynı zamanda dizinin yapımcıları arasında da yer alıyor. The Act'ın yaratıcı ismi Nick Antosca ve Veith'in senaryosunu kaleme aldığı yapımın gösterim tarihi ve hangi platformda yer alacağı ise şimdilik belirsizliğini koruyor.
- Pearl Jam'in basçısı Jeff Ament'ten bir solo albüm
Sürpriz bir albüm haberi de Pearl Jam'in basçısı Jeff Ament'ten geldi. Gigaton albümü sonrası 2020 içerisinde bir turne hazırlığı içerisinde olduğunu bildiğimiz Pearl Jam turnesinin pandemi sürecindeki tüm etkinliklerle aynı kaderi paylaşarak belirsiz bir tarihe ötelenmesini fırsata çeviren Ament süreci yeni şarkılar yazarak geçirmiş. Turne için topladığı enerjiyi boşa harcamamak adına kendini müziğe veren sanatçı karantina günlerini söz yazıp beste yapmaya adamış. Ne kadar kötü olursa olsun "Her güne bir şarkı" düşüncesiyle girdiği stüdyosunda ortaya çıkardığı parçalardan 5 tanesini American Death Squad adıyla EP olarak yayınlayan Ament gruptan ayrı solo bir albüme de imza atmış oldu. Önümüzdeki günlerde plak formatında da yayınlanması beklenen albümün ilk bölümü piyano, ikinci bölümü ise gitar parçalarından oluşuyor. Ament The Divine Perfume ve No Papers parçalarında piyanonun başına geçerken, Killer, Loss Leader ile Revenge parçalarında ise gitarları çalan isim olmuş. Albümden The Divine Parfume için bir de klip yayınlayan Ament tecrit, çaresizlik ve canlı rüyalar olarak özetlediği pandemi sürecinde çıkan parçalarını ham ve öz olarak tanımlıyor.
- Jonah Hill seven bunu da sevdi
Superbad, The Wolf of Wall Street, War Dog gibi filmlere imza atan ve her zaman gönlümüzde ayrı bir yer edinmiş aktör Jonah Hill ve Adidas işbirliğinden yeni bir "sneaker" geldi. Giyim tarzı ile bolca moda sayfalarında yer alan ve zaman zaman sektörün öncü olarak kabul ettiği isimler arasında görmeye alıştığımız Jonah Hill daha önce de Adidas ile farklı projelere imza atmıştı. Hill son olarak Adidas'ın uzun soluklu işbirlikçilerinden biri olan Pharell Williams'ın koleksiyonu için yapılan Change Is A Team Sport kampanyasının yönetmenliğini üstlenmişti. Bir süredir Adidas ile birlikte bir "sneaker" çıkaracakları dedikodusu dolaşan komedyen söylentileri boşa çıkarmadı. İki Samba ve 1 Superstar içereceği açıklanan işbirliğinin ilk meyvesi bir Superstar modeli oldu. Sokak kültürüne olan sevgisiyle bilinen aktör Superstar tasarımının ilhamını da paten ve kaykay kültüründen almış. Kaykayı ile sıkça paparazzilere yakalanan Jonah Hill görünen o ki konuya/sınava en bildiği yerden başlamış. Hill tasarımında adetea 80'lere de selam çakmış. Deri üst yüzeylerde Adidas'ın aüç şeridi kabartılmış şekilde iyice göz önüne çıkartılırken bağcık yapısı da kaykay kültüründen almış çıkış noktasını. Kauçuk bir taban üzerine inşa edilen model topuk kısmındaki belirginleştirilmiş dikişler, Jonah Hill'in el yazısı ile yazılmış Superstar markalaması ve dilin iç yüzeyindeki aslan nakışı ve yine topuktaki JH işlemesiyle zenginleştirilmiş. foto: Adidas
- Halawany'den Real Toons
"Sevilen çizgi film karakterleri yaşayan normal insanlar olsalardı nasıl olurlardı?". Sorunun cevabı Kahireli sanatçı Mohammed Halawany'den geldi. Toy Story, Simpsons, Mario Brothers gibi bir çok unutulmaz yapımda yer alan ve çoğumuzun sevgisini kazanan çizgi karakterler aramızda olsaydı, bizden biri gibi giyinip, bizim yaptıklarımızı yapsaydı nasıl görünürdü diyen Halawany Real Toons adını verdiği seri karakterlerin orijinal görüntüsüne dokunmadan insan vücudun da tekrar tasvir ediyor. Günümüz yaşam tarzına uyan kıyafetler, hobiler ve davranışlarla harmanlanan seride göbek büyüten Homer Simpsons'ı spor salonunda görürken Donald Duck'la, rüzgarlı bir günde, Central Park'ta yürüyüşe çıkacağı kıyafetle görüyoruz. Sonic The Hedgehogh'un arkadaşı Amy, Minnie Mouse, Marge Simpsons ve Ninja Turtles Michelangelo'nun yer aldığı çalışmanın bir kısmı burada, Halawany'nin diğer çalışmaları ise Behance sayfasında bulabilirsiniz.
- HBO Max'in Seth Rogen'lı An American Pickle'ından ilk tanıtım filmi
HBO Max yayın haklarını Sony'den aldığı An American Pickle için bir tanıtım filmi paylaştı. This is the End ve Superbad gibi komedilerden aşina olduğumuz ve en son Charlize Theron'la birlikte başrolde yer aldığı Long Shot'da izlediğimiz Seth Rogen'ın Herschel Greenbaum adlı Polonyalı bir göçmeni canlandırdığı filmin yönetmenliğini Brandon Trost üstleniyor. Filmde Sarah Snook Maya Erskine, Joanna Adler ve Jorma Taccone gibi oyuncular yer alıyor. Simon Rich'in 2013 tarihli kısa öyküsü Sell Out'tan uyarlanan dizi 1900'lerin başında bir iş kazası sonucu turşu fıçısına düşüp 100 yıl boyunca orada kalan Greenbaum'um günümüz Brooklyn'inden hiç yaşlanmamış ve iyi korunmuş bir şekilde fıçıdan çıkması ve yine Rogen tarafından canlandırılan torunun oğlu Ben Greenbaum ile bir araya gelişi ve başlarından geçenleri anlatıyor. HBO Max'in ilk uzun metrajlı filmi olma özelliği taşıyan An American Pickle ağustos ayında içeriğe dahil olacak. İlk planlamada sinema salonlarında gösterime girmesi düşünülen yapım pandemi sürecinden dolayı dijital platforma kaydırılmış ve HBO Max yayın haklarını Sony'den almıştı.
- Can Bonomo'dan Güneş...
Son albümü Ruhum Bela'yı geçtiğimiz yıl dinleyiciyle buluşturan Can Bonomo yeni bir tekli çıkardı. Düzenlemeleri Can Bonomo şarkılarında görmeye alıştığımız Can Saban tarafından yapılan Güneş adlı parça Avrupa Müzik etiketiyle yayınlandı. Bonomo'nun Sen Bunları Duyma parçasında da beraber çalıştığı Ali Rıza Şahenk'in miks ve masteringlerini üstlendiği Güneş'in söz ve müziği ise Bonomo'ya ait. Parçanın kapak görselinde ise Joel Özkesen imzasını görüyoruz. Geçtiğimiz hafta dijital ortamlarda yerini alan Güneş'in kayıtları The Fatlab stüdyolarında yapılmış.
- On'dan Federer ortaklığı sonrası ilk...
Federer geçtiğimiz yıl ayakkabı üreticisi On'a yatırımcı olacağını açıklamıştı. Arkadaşlarında görüp beğenen ve kullandıkça da On için fikirlerini paylaşmaya başlayan Federer zaman içinde bu tutkunun ortaklığa dönüştüğünü açıklamıştı. Ortaklığın ilk meyvesi de The Roger Centre Court 0-Series adlı model oldu. Klasik tenis "sneaker"larından ilhamla tasarlanan The Roger vegan deri üst kısmını hafifliğe odaklanan CloudTec yastıklamasıyla tamamlıyor. On'un tescilli teknolojisi olan ve adımlar arasında kaybedilen kinetik enerjiyi azaltan Speedboard'la konforun yanı sıra fonksiyonelliği de gözardı etmeyen model bilek kısmındaki çorap yapısıyla da ayağı daha iyi sararak burkulmaların önüne geçmeyi hedefliyor. Klasik tenis ayakkabılarını güncel bir yorum katarak kullanıcıyla buluşturan The Roger sadece kortlar için değil günlük kullanıma da uygun olacak şekilde üretilmiş. 1000 adetle sınırlı sayıda üretilecek olan ve her çiftinde üretim numarası dil etiketine işlenecek The Roger Centre Court 0-Series 7 Temmuz'da Dover Street Market ve On sitesinden çekiliş yoluyla satışa çıkacak.
- Little Voice Apple Tv+'ta
Yarım saatlik bölümleriyle "tadında" dizilerimizden biri olmaya hazırlanan Little Voice 10 Temmuz'da Apple Tv+ içeriğine dahil oluyor. Netflix'in Damien Chazelle imzalı ve New York'daki bir caz kulübünde yaşananlara odaklanan dizisi The Eddy'e rakip olacak gibi duran Little Voice karmaşık aile sorunları, aşk acısı, reddedilme korkusu içerisindeki Bess King'in hikayesini anlatıyor. Hayat mücadelesi arasında müzikteki yeteneğini değerlendirmek ve hayallerini gerçekleştirmek isteyen Bess'in yaşadıklarına odaklanan dizi "New York'un farklı müzikalitesine bir aşk mektubu" olarak tanımlanıyor. Lost, Westworld, Star Wars: The Force Awakens, Star Trek gibi birbirinden değerli yapımlara imza atmış J.J. Abrams ile birlikte Jessie Nelson'ın yapımcı koltuğunda oturduğu dizinin müziklerini ise Grammy sahibi, Love Song şarkısı ile Bilboard listelerinde 4.'lüğe kadar yükselmiş olan Sara Bareilles üstleniyor. Dizi müziklerinden bazılarının sözlerini de yazan Bareilles yaptığı açıklamada şarkılardan birini 20'li yaşlarında yazdığını ve daha önce yayınlamadığı şarkının zamanının geldiğini de film tanıtımlarına ekliyor. 9 bölümden oluşan dizinin başrolünde yer alan Brittany O'Grady'e eşlik eden isimler arasında Colton Ryan, Shalini Bathina,Chuck Cooper, Kevin Valdez ve Philip Johnson Richardson bulunuyor.



















