top of page

Search Results

Bu sitede ara

Boş arama ile bulunan sonuçlar

  • Jude Law ve Carrie Coon'lu The Nest'ten ilk tanıtım filmi

    Yapımcı kimliği ile tanıdığımız, 2011'de ilk yönetmenlik deneyimi Martha Marcy May Marlene ile Sundance Film Festivali'nden övgüyle dönen Sean Durkin'in yeni filmi The Nest'ten ilk görüntüler yayınlandı. En son mini dizi Southcliffe'te yönetmenlik koltuğuna oturan Durkin yeni filminde The Young Pope ve The New Pope'taki muazzam oyunculuğuyla bizleri kendine bir kez daha aşık eden Jude Law ve Gone Girl ile Fargo dizisindeki performansıyla adından bolca bahsettiren Carrie Coon'u bir araya getirmiş. 80'li yıllarda geçen hikaye, Amerika'da küçük bir yerleşimde, sakin ve keyifli bir hayata sahip Rory ve eşi Allison'ın karşılarına çıkan bir fırsatı değerlendirmek için İngiltere'ye taşınmaları sonrası ilişkilerindeki değişime odaklanıyor. Rory ve Allison, yeni hayata alışma sürecinde karşılarına çıkan sorunları çözmeye çalışırken, bir yandan da, ilişkilerinde daha önce hiç karşılarına çıkmamış anlaşmazlıklarla yüzleşmek zorunda kalıyorlar. 18 Eylül'de beyaz perdeye gelmesi beklenen filmin henüz tarihinde bir değişiklik gözükmüyor, ülkemizde ise yayına girip girmeyeceğini şimdilik bilmiyoruz.

  • "Trompe l'oeil"in günümüz temsilcisi John Pugh'dan Revolution

    Bir güzel iş de Ottawa - Illinois'den yansıdı sayfamıza. Trompe l'oeil (göz aldanması) resmin günümüz temsilcilerinde John Pugh imzası taşıyan mural sanatçının zihni meşgul eden ve boyutlar arası algımızla oynayan bir çalışmalarından biri. Revolution adlı muralda Pugh Georgia O'Keeffe'nin 20'li yılların sonralarındaki eseri Poppy'nin önünde oturan dönem kadınlarına yer vermiş. Amerikan modernizminin anası olarak tanımlanan O'Keeffe'yi bir saygı olarak da yorumlayabileceğimiz eser "The Roaring Twenties" adını almış 1920 ve 1930 arasında geçen ve sosyal ve kültürel dinamizm yılları olarak anılan döneme de göndermede bulunuyor. Eser, aynı zamanda, tarihe "radyum kızları"* olarak geçen olayı da pencerelerden birinde gözüken ve saat boyayan kadın figürüyle sembolize ediyor. Revolution'da birden fazla çağrışıma yer veren John Pugh muralın bir temasının da kadın devrimi olduğunu açıklıyor. Sanatçı bu eseriyle kadınlara oy hakkı verilmesinin yıl dönümünü de kutluyor. Duvarları çeviren kadın figürleri de "kadınlar çağının" gelişini vurguluyor. *"Radyum kızları" 1920-1928 yılları arasında, radyoaktif etkileri saklanan radyum içerikli boya ile saat kadranı renklendirme görevi verilen kadın işçilere deniyor. Bu işçiler ellerine verilen küçük fırçalar ile mesleklerini yaptıkları için ilk olarak parmaklarında, sonra ellerinde ve yüzlerinde korkunç deformasyonlarla yüzleşmek zorunda kalmışlardır.

  • Bedük - Intergalactic

    Geçtiğimiz haftalarda albüm öncüsü olarak dinlediğimiz Push The Button ve Ankara'nın Delisi parçalarının ardından Bedük beklenen albümü Intergalactic'i yayınladı. Bedük'ün tüm yaratım sürecini üstlendiği Intergalactic, 70'lerden tınılarla, Türk Psychedelic Funk tadında parçaların yanı sıra hiphop ve "old school" rap müziğe kadar geniş bir yelpazeye sahip. İki yıllık bir çalışmanın meyvesi olan albümün isim parçası Intergalactic'in bas gitarında Cudi Genç'i görüyoruz. Diğer parçaların gitar ve baslarında ise Bedük yer almış. Attention parçasını AMG Music Group ile birlikte yazan Bedük diğer tüm şarkıların söz ve müziğini de kendisi yazmış.

  • Mick Jagger tekrar beyaz perdede

    Mick Jagger'ı tekrar beyaz perdeye döndüren The Burnt Orange Heresy'den bir tanıtım filmi daha geldi. 6 Mart'ta gösterime girmesini beklediğimiz ama pandemi sürecinde ertelenen tüm yapımlar gibi belirsiz bir tarihe ötelenen film ilk gösterimini 76. Venedik Film Festivali'nde gerçekleştirmişti. Kötü karakter olarak izleyeceğimiz Jagger'ın bir sanat simsarını canlandırdığı film çok değerli bir eserin çalınma hikayesi. Sanat eleştirmeni James Fugueras ve birlikte olduğu Berenice Hollis'in koleksiyoner Cassidy ile tanışmaları ve bu soyguna karar vermeleri sonrasında gelişen olayları izleyeceğimiz The Burnt Orange Heresy'de Jagger'ın yanı sıra Claes Bang ve Elizabeth Debicki gibi iki değerli ismi de izleme fırsatımız olacak. Filmin kadrosunda bulunan bir diğer önemli ise Donald Sutherland. Senaryosunu Scott B. Smith'in kaleme aldığı filmin yönetmen koltuğunda ise Giuseppe Capotondi oturuyor.

  • Armageddon Time ile yönetmen James Gray'in çocukluk yıllarına gideceğiz

    Son olarak Ad Astra'nın yönetmen koltuğunda gördüğümüz James Gray çocukluk yıllarından bir hikayeye sahip Armageddon Time adlı yeni projesi için kamera başına geçmeye hazırlanıyor. Gray, 1980 ABD başkanlık seçimi döneminde geçecek hikayede, aile içi sevginin farklı seviyelerine odaklanıyor. Deadline röportajında politik ve tarihi bir anlatımı aile sevgisinin sıcaklığı ile doldurmak istediğine değinen yönetmen Ad Astra'daki engin, yalnız ve karanlık boşluğun tam tersini yapmak istediğini de belirtiyor. Dostluk, aidiyet, sadakat gibi kavramlarla harmanlanacak filmde insanı duygulara erişmek istediğini söyleyen yönetmen bunu başarırsa evrensel bir işe imza atmış olacağını da ekliyor. Filmin detayları henüz belli olmasa da Gray'in çocukluğundan beslenecek hikayede bir sürprizle de karşılabiliriz. Şöyle ki, Gray'ın 12 yaşındayken gittiği özel okulun yönetim kurulunda Fred Trump yer alıyormuş. Aynı yıllarda Donald Trump da okulun öğrencilerinden biriymiş. Gray bu detayı senaryosuna katacak mı ve çocukluk yıllarını beyaz perdeye nasıl yansıtacak bekleyip göreceğiz ama açıklanan oyuncu kadrosunda herhangi bir değişiklik olmaz ise oldukça iddialı bir yapımla karşılaşacağız. Film kadrosu için şu ana kadar açıklanan isimler Robert De Niro, Cate Blanchett, Anne Hathaway, Oscar Isaac ve Donald Sutherland. Senaryosu James Gray'e ait filmin yapımcısı ise Call Me By Your Name ve The Lighthouse'dan da tanıdığımız Rodrigo Teixeira.

  • Jr. tekrar sahnede

    Çiftçilere karşı bir minnet olarak konumlanan "An Agricultural Prayer" filmi, insanların değişebileceği fikrini sorgulayan Tehachapi Hapishanesi muralı ve Louvre Müzesi'nin ortasında yer alan Napolyon meydanında gerçekleştirdiği baskı işiyle tanıdığımız Fransız sanatçı Jr. ırkçılığa odaklandığı son çalışmasını Fransa sokaklarında sergiledi. Yönetmen, senarist ve aktör Ladj Ly ve onun film okulundan öğrencileriyle birlikte gerçekleştirilen mural dünyanın farklı noktalarındaki adaletsizliklere tek bir ses çıkarmamız gerektiğine odaklanıyor. George Floyd cinayeti sonrası artan ırkçılık karşıtı gösteri ve protestolara sanatıyla katılan Jr. çalışmasında Floyd'un yanı sıra 2016 temmuzunda Fransa'da öldürülen Adama Traoré'ye de yer verdi. Floyd ve Traoré'nin gözlerinin yer aldığı baskıları bir binanın iki cephesine sıvayan sanatçı eserini şu sözlerle duyurdu: "Fransa'yı ABD ile karıştırmak söz konusu değil.Her şey farklı: şiddet, polis, adalet, hapishaneler vb.Ancak Fransa'da, Amerika Birleşik Devletleri'nde ve diğer birçok ülkede olduğu gibi, siyahlar ırkçılık ve ayrımcılığın kurbanlarıdır. Birlikte bir fark yaratmalıyız."

  • Nike React ART3MIS “Bright Crimson”

    Adidas'ın Yeezy'si, Nike'ın Space Hippie'si, Hoka'nın Clifton Edge tasarımları gösteriyor ki önümüzdeki yıllarda çok sıradışı tabanlara sahip ayakkabılar göreceğiz. Anlaşılan o ki, markaların yeni oyun alanı tabanlar olacak. Gelişen teknolojiyle birlikte artan malzeme çeşitliliği tasarımcıların da önünü açmış durumda. Değişimin hızlandığı ve tüketicinin de beklentisinin yükseldiği çağımızda markalar talebe karşılık verebilmek adına ellerindeki tüm kozları da oynamaya başladılar. Nike de bu kozları oynamada en cesur markalardan biri olmayı sürdürüyor. Yazının başında belirttiğimiz modeller kadar olmasa da bu cesur hamlelerden biri de Nike React modeliyle birlikte geldi. Sıradışı taban yapısıyla gelen model geleneksel anlayışın dışındaki karakterini de ortaya koymaktan çekinmiyor. Art3mis "Bright Crimson" adlı model React ailesinin Vision ve Element 87 modellerine olan bağlılığını da çizisiyle ortaya koyuyor. Dalgalı orta tabanında çift yoğunluklu "react" köpük ile konforu da geri plana atmayan model dış tabana entegre edilmiş kauçuk eklemeler ile dayanıklılığı da beraberinde getiriyor. Model 30 Haziran'da satışa çıkıyor.

  • Gladiator "II" pek yakında...

    Devam filmleri çoğunlukla zorlama senaryolar ile karşımıza çıksa da, kimi filmler var ki, bir yanımız "hayır böyle kalsın" derken diğer yanımız devam haberini duyunca heyecanlanmaya başlıyor. "Acaba nasıl olur?" sorusu içimizi kemirmeye başlıyor. İşte böyle bir haber de yapımcı Doug Wick'den geldi. Daha önce defalarca çekiliyor, çekilmiyor haberleri yapılan Gladiator'ın devam filmi için çalışmalar başladı. Beraberinde onlarca soru işaretini de getiren habere göre yönetmen Ridley Scnott ve ekibi soru işaretlerine tatmin edici bir cevap verecek senaryo üzerinde çalışıyor. Senaristleri en zorlayan konu ise Maximus karakterinin filmin sonunda ölmüş olması. Olası senaryoların başında Maximus'un oğlu Lucius'a odaklanan bir hikaye geliyor. Gladiator'ın ortak yapımcılarından Walter F. Parkes'in bir söyleşide hikayenin bizi 20 yıl öteye taşıyacağını açıklaması da bu dedikoduyu güçlendiriyor. Filmin oyuncu kadrosuyla ilgili konuşmak için de henüz çok erken. Yapım hakkında şimdilik bilinen tek isim Ridley Scott. Onun yetenekli ellerinden ve gözünden karşımıza muhtemelen yine güzel bir iş çıkacaktır ama bu meraklı bekleyişle biz nasıl başa çıkarız bilemiyoruz.

  • Stateless Netflix'te

    Altın Küre'den Oscar'a kadar kütüphanesinde sayısız ödül bulunduran Cate Blanchett'in başrolünde yer aldığı Stateless Temmuz ayında Netflix içeriğine dahil oluyor. Bir Avusturalya dizisi olan yapım göçmenlerin tutulduğu bir gözaltı merkezinde yolları kesişen 4 kişinin hikayesini anlatıyor. Her biri farklı dertlerinden kaçan dörtlünün ülkeler arası sınırları kendi sorunu çerçevesinde irdelediği Stateless küresel problemlerden biri olan göçmenlik kavramını irdeliyor. Bu yıl Mrs. America'da da izleyeceğimiz Cate Blanchett'ın yer aldığı dizide Avusturalya'lı oyuncu Yvonne Strahovski'yi de tekrar izleme fırsatı bulacağız. İki oyuncuya eşlik edecek diğer isimler ise Dominic West ve Jai Courtney'nin yanı sıra Asher Keddie, Fayssal Bazzi, Claude Jabbour, Kate Box ve Rachel House olacak.

  • Nick Cave'den kitap önerileri

    Nick Cave haber ajansı da diyebileceğimiz ve sanatçının sevenlerinden gelen soruları cevaplandırdığı hayran sayfası The Red Hand Files'ın son güzelliğe de sanatçının en sevdiği 50 kitabı öğrenmemiz oldu. Bir Nick Cave hayranı tarafından "sevdiğiniz 40 kitabın bir listesini derlemeyi düşünür müsünüz?" sorusuna Cave 50 kitaplık bir listeyle cevap verdi. "Normalde, bu soruyu cevaplamak için raflarıma gidip kırk kitap seçerdim" sözleriyle başlayan cevabında Nick Cave 5000'den fazla kitabı Kopenhag'daki Kraliyet Danimarka Kütüphanesine bağışladığı için şu anda raflarının tamamen boş olduğunu da ekledi. Kitaplığı olmadan böyle bir listeyi oluşturmanın zorluğuna da değinen Nick Cave sunduğu listeyi de biçimsiz ve tutarsız olarak nitelemekten de kaçınmıyor. Nick Cave'in favorilerim diye ayıramadığı kitaplarından aklında kalanların 50 tanesini okumak isterseniz liste hemen aşağıda. American Dreams – Sapphire Break, Blow, Burn – Camille Paglia The Largesse of the Sea Maiden – Denis Johnson The Collected Poems of Langston Hughes A Good Man is Hard to Find – Flannery O’Connor I and Thou – Martin Buber Straight Life – Art Pepper The Bible – King James Edition Things Fall Apart – Chinua Achebe High Windows – Philip Larkin The Conference of Birds – Attar of Nishapur My Promised Land – Ari Shavit The Christ at Chartres – Denis Saurat King Leopold’s Ghost – Adam Hochschild America a Prophecy – Jerome Rothenberg Ariel – Sylvia Plath The Book of Ebenezer Le Page – Gerald Basil Edwards The English and Scottish Popular Ballads The Collected Poems of Emily Dickinson Shaking the Pumpkin  – Jerome Rothenberg The Killer Inside Me – Jim Thompson The Collected Works of Saint Teresa of Avila Moby Dick – Herman Melville The Mayor of Casterbridge  – Thomas Hardy Mid-American Chants – Sherwood Anderson Collected Works of Billy the Kid – Michael Ondaatje American Murder Ballads and Their Stories – Olive Woolley Burt Poems of W. B. Yeats – Selected by Seamus Heaney The Good Lord Bird – James McBride Consolations – David Whyte Roget’s Thesaurus – Peter Mark Roget Here I Am – Jonathan Safran Foer Lives of the Saints – Alban Butler Inferno/From an Occult Diary – August Strindberg Poems 1959-2009 – Frederick Seidel S.C.U.M Manifesto – Valerie Solanas Complete Poems of E. E. Cummings The Anatomy of Melancholy – Robert Burton Dave Robicheaux Novels – James Lee Burke Victory – Joseph Conrad A Flower Book for the Pocket – Macgregor Skene The Informers – Bret Easton Ellis The Frog Prince – Stevie Smith Pale Fire – Vladimir Nabokov Sanctuary – William Faulkner Short Stories of Anton Chekhov The Factory Series – Derek Raymond The Dream Songs – John Berryman Man’s Search for Meaning – Viktor Frankl Walkabout – James Vance Marshall

  • Puma Ralph Sampson MC

    2.24'lük boyuyla parke zeminin gelmiş geçmiş en uzun boylu oyuncularından biri olan basketbolcu Ralph Sampson adına çıkarılan Puma modelinin retro bir versiyonu çıktı. Klasik ve şık görünümüyle basketbolcunun kolej yıllarına atıfta bulunan model Puma'nın orijinal tasarım öğlerini korurken çağdaş bir yorumu da beraberinde getiriyor. Ralph Sampson imzası, dil yapısı gibi detaylar önceki modellerdeki gibi tasarımda yerini alırken ayakkabının geri kalanı minimalist, sade bir görünümde bırakılmış. Bu rafine güncelleme ile İskandinav tasarımının nötr renk ve minimal estetiğine de atıfta bulunulmuş. Ralph Sampson MC adını alan modelin genelinde deri kullanılırken parmak çevresi ve topuk kısmı süet ile zenginleştirilmiş.

  • Yoksa!

    Geçtiğimiz günlerde yeni filmi Druk'un tanıtım filmini izlediğimiz Mads Mikkelsen'den heyecanlandıran bir haber daha geldi. Yayınlandığı dönemde en çok izlenilen dizilerden biri olan Hannibal'ın 3 sezonunun Netflix içeriğine dahil olacağını açıklayan aktör "4. sezon yolda mı?" sorusunu da paylaşımına ekledi. Pimi çekip bombayı kucağımıza bırakan Mads Mikkelsen heyecanlı bir bekleyişin de kapısını aralamış oldu. Daha önce Amazon Prime ile anılan dizinin son adresi de Netflix olmuş oldu. Dizinin 4. sezonu için yapımcısı Bryan Fuller geçtiğimiz yıllar da kendisi de dahil olmaz üzere diziye emeği geçen herkesin istekli olduğunu, henüz sonlanan bir şey olmadığını açıklamıştı.

  • Deftones stüdyodan çıktı

    En son 2016'da çıkardıkları Gore albümü sonrası geçtiğimiz yıldan beri yeni bir albüm hazırlığı içinde olduğunu bildiğimiz Deftones albümü beklenenden önce gelecek gibi duruyor. Solist Chino Moreno'nun yaptığı açıklamalara göre 2019 yazından beri kayıtları devam eden albümün stüdyo aşaması tamamlanmış. 90'lı yıllara imzasını atmış grup, bu yeni albümle, müzikal anlamda da köklerine dönecek gibi gözüküyor. Deftones yeni albüm içim eski bir dostun kapısını çalmış. Deftones, grubun ilk dört albümüne imza atmış, rock ve metal müziğin efsane isimlerinden olan ve diskografyasında Slayer, Limp Bizkit, Overkill, Dream Theater gibi isimler bulunduran, yapımcı Terry Date ile çalışmayı tercih etmiş.

  • Michael Stipe'ın solo albümü tek tek geliyor

    Your Capricios Soul ve Drive To The Ocean sonrası Michael Stipe'den bir tekli daha geldi. R.E.M. sonrası uzunca bir süre sessizliğe bürünen Stipe geçtiğimiz yıl bir albüm hazırlığı içinde olduğunu duyurmuş ve sekiz yıllık ara sonrası ilk defa bir şeyler yazmaya başladığını açıklamıştı. Michael Stipe bu sürecin meyvelerini de teker teker paylaşmaya başladı. Stipe geçtiğimiz aylarda bir kuplesini paylaşarak ağzımıza bal çaldığı No Time For Love Like Now'ın son halini yayınladı. Demo versiyonun duyurusunu "First take! A new song with Aaron Dressner. This is the demo track" sözleriyle yapan Stipe parçanın son hali için de Dressner ile stüdyoya girdi. Dressner'in grubu Big Red Machine ile kaydedilen parça videosuyla beraber geldi. No Time For Love Like'ın videosu burada, Spotify listesine eklemek isteyenler için de bağlantı hemen videonun hemen altında.

  • Paul McCartney Flaming Pie albümünü koleksiyoner seti ile birlikte tekrar yayınlıyor

    Paul McCartney 1997 yılında çıkardığı Flaming Pie'yı tekrar yayınladı. Flaming Pie albümü McCartney'in The Beatles Anthology serisinin küratörlüğünü yapmasının ardından çıkmış ve McCartney albümün antolojiden edilen deneyim ve ilham ile yaratıldığı açıklamıştı. Paul McCartney'in antoloji sürecinde The Beatles ile ulaşılan standartları tekrar irdelemiş ve tazelenme dönemi olarak özetlediği günlerin ardından Flaming Pie'ı çıkarmıştı. McCartney bununla da kalmayıp temmuz ayı sonunda bir de kutu set çıkaracağını duyurdu. Flaming Pie'ın yeniden düzenlenmiş halini de içerek olan set de arşivlerde kalmış resim, fotograf ve McCartney'in evde kaydettiği denemelerinin yanı sıra şarkıların akustik versiyonları da yer alacak. set Koleksiyoner ve Delüks olmak üzere iki versiyon halinde çıkacak. Koleksiyoner setin içeriğinin genişletilmiş bir versiyonu olan Delüks setde Linda McCartney'in çektiği ve daha önce hiçbir yerde paylaşılmamış fotograflardan oluşan bir albüm de bulunacak.

  • Bodega'dan bir New Balance X-Racer yorumu

    Farklı markalarka geliştirdiği işbirlikleriyle tanıdığımız Boston merkezli giyim markası Bodega'dan bir New Balance yorumu daha geldi. Geçtiğimiz yıl 997S modeli üzerinde bir işbirliği gerçekleştiren iki markanın yeni ürünü X-Racer ailesindeki yerini aldı. 90'ların koşu modellerinden ilhamla tasarlanan X-Racer modeli üzerinden yorumlanan yeni üye Bodega tarafından kolektif sorumluluk çağı için bir uyarlama olarak tanımlanıyor. Ailenin temel tasarım anlayışını takipçi bir tarza sahip olan versiyon retro bir renk kartelasıyla sunuluyor. Hareketli, katmanlı ve bol geçişli bir görünüme sahip olan bu yeni X-Racer aile büyüklerinden farklı olarak kaşif ve maceracı bir ruha sahip olmuş. Farklı zemin koşullarına adapte olabilecek bir taban yapısına sahip model kullanıcıyı konforlu tutarken benekli Absorbe orta taban da görsel olarak retro duygusunu güçlendiriyor. Markalaması ayak içinde ön plana çıkacak şekilde baskın bir pembe tonundaki N logosu ile yapılırken dış yüzeyde kurdele yapısında uygulanarak katmanlı yapıyla bütünleştirilmiş.

  • Dark s03

    27 Haziran'da 3. sezonu ile izleyici karşısına çıkmaya hazırlanan Dark'tan tanıtım filmi geldi. Gördüğü ilgi üzerine yeni sezon onaylarını hızlıca almayı başaran yapım ilk iki sezonun ardından 3. sezonuyla sevenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Paralel evren yapımları arasından kolayca sıyrılıp kendi izleyici kitlesini yaratmayı başaran Dark "hangi zaman, hangi dünya" soruları ve zaman döngüleriyle bizleri ekran karşısında diri tutmayı da başarmıştı. Jonas, Martha, Hannah ve Ulrich'ten soru işaretleriyle bıraktığımız 2. sezonun ardından kafamızdaki deli sorulara yeni sezonda cevap bulabilecek miyiz izleyip göreceğiz ama dizinin yaratıcıları Baran Bo Odar ve Jantje Friese'nin kurgusal dehaları 3. sezonda da bize soluksuz izleyeceğimiz bir sezon izletecektir.

  • Gerçek bir hikayeye dayanan Wasp Network Netflix'te

    İzleyici karşısına ilk kez 76. Venedik Film Festivali'nde çıkan Wasp Network'ün tanıtım filmi yayınlandı. Venedik ile birlikte hatırı sayılır festivallerin çoğunda yer alan ve Avrupa sinemasında adından oldukça fazla bahsettiren Olivier Assayas'ın filmi Wasp Network konusunun yanı sıra oyuncu kadrosuyla da ilgiyi üzerinde topluyor. Penélope Cruz, Édgar Ramírez, Wagner Moura ve Gael García Bernal gibi isimleri bir araya getiren Wasp Network, 90'lı yıllarda, Amerika'da casusluktan tutuklanan bir grup Kübalı'nın hikayesini anlatıyor. Film Küba'daki terör saldırılarını sonlandırmak için Amerika'da sürgünde bulunan gruplara sızan ekibin ödediği bedelleri ekrana taşıyor. Gerçek olaylara dayanan film 19 Haziran'da Netflix içeriğine dahil olacak.

  • Bir kısa film kanalımız oldu

    Yeni bir kısa film kanalımız oldu. Akbank Sanat Youtube üzerinden yayına başlayacak kanalda kısa film festivali kapsamında gösterilen yapımlara yer verecek. Akbank Sanat Kısa Film Kanalı içeriğinde 16 yıldır düzenlenen festivalin ödüllü filmlerinden oluşan bir seçkiyi sinemaseverler ile buluşturacak. Festivalin daha çok kişiye ulaşmasını hedefleyen Akbank Sanat'ın bu yeni kanalı yerli ve yabancı 12 filmlik bir seçkiyle yayın hayatına başlayacak. Ücretsiz olarak erişime açılan filmler Türkçe alt yazı seçeneğiyle yayınlanacak. Yayınlanacak ilk seçkide Gökalp Gönen'in Avarya'sını, Daria Kaschcheeva'nın Daughter'ını, Sinan Kesova'nın Hinterlant'ını, Zeynep Köprülü'nün Orada'sını ve Mohammad Hormozzi'nin Inner Self'ini izleme fırsatı bulacağız.

  • Savages solisti Jehnny Beth de solo kariyere adım attı

    4 yıl önce çıkardıkları Adore Life albümü ile "vay be" dedirten Savages'ın solisti Jehhny Beth sene başında duyurduğu solo albümünü yayınladı. Beth Pandemi günlerinden dolayı geciken To Love is To Die adlı albümden 3 şarkıyı albüm öncüsü olarak paylaşmıştı. 11 şarkılık albümü paylaşan sanatçı paylaştığı şarkılardan biri olan Innocence için bir de canlı performans videosu da yayınladı. En son Peaky Blinders'daki Thomas Shelby rolüyle bizi bizden alan Cillian Murphy ile birlikte kaydedilen ve dizi müziklerinden biri olan I'm The Man de albümdeki parçalardan biri oldu. Albümün sürprizleri bununla da kalmıyor... Idles'tan Joe Talbot ve The Xx'ten Romey Madley Craft'da albüme destek veren isimlerden oldu. foto: johnnyhostilephoto

Merhaba Dünya! Bombastikdergi popüler kültür hakkında bir şeyler yazıp çizmek için kuruldu. Konuştuklarınız, konuşacaklarınız ya da gördükleriniz ve göreceklerinizden oluşan "şeyler" hakkında bir "şeyler" bulacaksınız bu dergide. Sinemadan müziğe, "sneaker"lardan sanata kadar bir çok konuda yazıp çiçeceğiz. Keyfinize keyif katabilirse ne ala. 

Bombastikdergi © 2019. Tüm hakları saklıdır.

İletişim

bottom of page