Search Results
Boş arama ile bulunan sonuçlar
- Francis Ford Coppola "hoppala" dedirtti
Zaman zaman boş bir gün yaratıp battaniye altında, elde kahve, üçlemeyi arka arkaya izleyebilsek dediğimiz, unutulmaz The Godfather serisinin yönetmeni Francis Ford Coppola da Hollywood'un boş durmayı sevmeyenlerinden. 50'li yıllardan beri hemen hemen her yıla bir film sıkıştıran yönetmen bugünlerde iki projeyle birden uğraşıyor. İlki, yönetmenin 2001'de hayata geçirmeyi düşündüğü fakat 11 Eylül ile birlikte rafa kalkan projesi Megalopolis. Coppola'nın uzun süren hayallerinden olan film, büyük bir felaket sonrası yerle bir olan, New York'u ütopik düşünceler eşliğinde yeniden inşa etme hikayesi olacak. Hikayesi ve olası tarihi 2020 olarak bilinen filmden başka detaylar henüz ortamlara düşmemekle birlikte başrol için Jude Law'un adı geçiyor. Bu arada filmin senaryosunun da yönetmenin kaleminden çıktığını belirtelim. Coppola'dan "hoppala" dedirtecek ikinci haber ise The Godfather III'ün tekrar çekilecek olması. Eski filmlerini, yeni bir kurguyla, ısıtıp tekrar masaya koymayı seven yönetmen serinin son filmini tekrar kurguluyor. The Godfather III ilk iki filmin verdiği hazzı izleyiciye verememiş, eleştiriler karşısında ünlü yönetmen "elimden gelse ilk filmden sonrasını çekmezdim" demiş ve yapımcıların gişe hırslarını ve reddedemeyeceği teklifler yüzünden seriye devam ettiğini itiraf etmişti. One From The Hearth'ın gişedeki çöküşü sonrasında bir çok filmde The Godfather başarısına ulaşamayan ve beklentileri karşılamayan Coppola için üçüncü film aslında bir çıkış yoluydu ve The Godfather III yönetmen için, o dönem, bir can simidi olarak görünmüş olabilir.
- Converse Chuck 70 ailesine bir üye daha
Kamuflaj desenli Chuck 70 modellerinin ardından Converse ürün ailesin, genişletmeye devam ediyor. Tasarımın ana fikrini ızgara sistemi üzerine oturtan Converse farklı renklerde kumaşları bir araya getirerek yama hissi yaratmayı hedeflemiş. Bu hissi güçlendirmek adına da, daha ön plana çıkarak el yapımı görüntüsünü güçlendirmek için dikişlerde beyaz ipler kullanılmış. Üründe All-Star logosu, kauçuk kaplı dış taban, düz bağcıklar ve onların geçtiği metal halkalı delikler ise Converse'in ikonik Chuck 70 kimliğini korumak adına korunmuş. İki farklı renk grubuyla üretilen yeni modelin bir versiyonunda krem,siyah,gri gibi daha sade renkler kullanılırken diğerinde ise buz mavisi, mor, karamel ve yeşil renkler kullanılmış.
- John Wick'ten yan hikaye doğdu
Son 5 yılda Lionsgate'in gişeden elde ettiği en büyük rakama ulaşan Parabellum sonrası serinin 4. filmi için kolları sıvayan yapımcılar John Wick dünyasını genişletmeye karar vermiş gözüküyor. Uzun zamandır Lionsgate'in masasında duran "Ballerina" projesi sonunda hayat buluyor. Kadın bir suikastçının başına gelenleri izleyeceğimiz yeni filmin yapımcıları arasında yer alan Keanu Reeves'in filmde oynayıp oynamayacağı henüz bilinmezler arasında.Filmin yönetmen koltuğu için filmografisinde Die Hard ve Underworld gibi filmleri barından Len Wiseman'ın adı geçiyor. John Wick serisinin yan hikayesi olacak filmin senaryosu, Parabellum'a da mürekkep akıtmış, Shay Hatten tarafından yazılacak. Ailesinin intikamını almaya çalışan kadın bir suikastçının hikayesini izleyeceğimiz filmin tarihi ise belirsizliğini koruyor. Lionsgate'in 2021 Mayıs'a tarihlediği John Wick 4'e öncelik vereceğini düşünürsek yan hikaye için bir süre daha bekleceğiz diyebiliriz.
- Blue Nil'den yeni plaklar
Glasgow'lu synth-pop grubumuz Blue Nil nihayet ilk üç albümlerini vinil olarak yayınlamaya karar verdi. Mükemmeliyetçi ve etik yaklaşımlarıyla tanınan grubun A Walk Across the Rooftops, Hats ve Peace at Last grubun uzun zamandır birlikte çalıştığı Calum Malcolm tarafından yenilenmiş. 22 Kasımda raflarda yerini alacak plaklar 1000 adet olarak sınırlı sayıda satışa sunulacakmış.
- Jason Statham ve Guy Ritchie tekrar bir arada
Daha önce adı Crush Truck olarak açıklanan Miramax projesi Vigilance, Los Angeles'ta, zırhlı araçlar üreten bir firmada çalışan ve kendini bir soygun planının ortasında bulan bir kadının hikayesini anlatacak. Le convoyeur'ün tekrar çekimi olacak filmin farklı zaman aralıklarında ve karakterlerin bakış açıları arasında zihin bükücü bir deneyimi hedeflediğini de belirtelim. Filmin hazırlıkları devam ederken oyuncu kadrosu da şekillenmeye başladı. Deadline haberine göre Jason Statham ve Guy Ritchie Lock, Stock and Two Smoking Barrels ve Snatch sonrası 3. kez bir araya gelmeye hazırlanıyor. Guy Ritchie projeyle ilgili olarak "bu hikayeyi filmleştirmek ve hala dizleri tutarken Jason'la çalışmak için sabırsızlanıyorum" derken Miramax CEO'su Bill Block ise "ikinci kez birlikte çalışacağımız Ritchie ve Jason'la bir araya gelmek bir ayrıcalık. Onların uzun zamana yayılmış olan arkadaşlıklarının tonunun ve lezzetinin gerçek bir klasiği dirilteceğini tahmin ediyorum" diyerek filmden beklentilerini ortaya koymuş. Filmin gösterim tarihi henüz belli olmamakla birlikte bir intikam hikayesi ve aksiyon-gerilim türünde olacağı konuşuluyor. Her ne kadar projeye Vigilance desek de, son olarak şunu da söylemeliyiz ki filmin adı hala netleştirilmiş değil.
- Matrix 4 kadrosuna bir isim daha eklendi
Us, Black Mirror ve Aquaman sonrası HBO dizisi Watchmen'de de izleyeceğimiz Yahya Abdul Mateen II'nin kariyeri oldukça ivmelenmiş gözüküyor. Carrie Anne-Moss ve Keanu Reeves'in kesin olarak yer alacağını bildiğimiz Matrix 4 için Laurence Fishburne'nin kadroda düşünülmediği açıklanmış ve Morpheus'u kimin canlandıracağı karakterin filmde olup olmayacağı sorulmaya başlanmıştı. Henüz bu soruların cevabını vermemiş olsa da, Warner Bros'un, ana rollerden birinde Yahya Abdul Mateen II oynayacağını açıklaması "genç Morpheus" beklentilerini de güçlendirdi. Bakalım serinin 4. filminde, yönetmen koltuğunda oturmanın yanı sıra senaryosunda da yer alan Lana Wachowski yazar Aleksander Hemon ve David Mitchell ile birlikte Yahya Abdul Mateen II için nasıl bir karakter oluşturacak. Konumuz Matrix olmuşken Will Smith'in son pişmanlığından da bahsedelim. Meğer Warner Bros Neo karakteri için önce Will Smith'in kapısını çalmış, Smith'in tercihi ise Wild Wild West'ten yana olmuş. Aktör bu pişmanlığını "o günlerdeki halime dönüp, salak neden Matrix'i kabul etmedin ki, diye sorardım" sözleriyle dile getiriyor.
- Vans boykotla karşı karşıya
Hong Kong'daki suçluların Çin'e iadesini kolaylaştıran yasa ile başlayan ve sonrasında daha fazla özgürlük talebine dönüşen protestolar gün geçtikçe genişliyor. Farklı mecralara yayılan gösteriler ve boykotlar bu sefer de sokak modasının alternatif markalarından Vans'ın başını ağrıtıyor. Markanın, 1 Ekim'de, dünya çapında açmış olduğu yarışmada hızlıca 30.000 oya ulaşan ve ilk sıraya oturan Kanadalı tasarımcı Naomiso'nun yapmış olduğu tasarım, Çin'deki satıcıların Vans ürünlerini raflarından kaldırmaya başlamasıyla birlikte yarışmadan çıkarıldı. Üzerinde protestocuların, gaz maskeleri ve kaskların yer aldığı tasarımların yarışmadan kaldırılmasına yönelik Vans tarafından yapılan açıklamada "herkese açık bir marka olarak, hiçbir zaman politik bir pozisyon almadık, şirketimizin uzun süredir saygı ve hoşgörü değerleri ile uyumlu olmasını sağlamak için tasarımları gözdek geçirdik" denildi. Almış olduğu bu pozisyonla Çin'deki tepkileri yatıştırmaya çalışan Vans bu sefer de dünyanın dört bir yanındaki özgürlük yanlılarının hedefi haline geldi. Boykotvans etiketiyle yayılan Vans karşıtı kampanyaya markanın nasıl bir karşılık vereceği ise merakla bekleniyor.
- Rhcp'nin Klinghoffer'ından ilk solo albüm
2009'dan beri Red Hot Chili Peppers'ın gitaristiliğini yapan, geçtiğimiz yıllarda James Bond'un film müziği Spectre ve Morrisey'in Jack The Ripper için yapmış olduğu yorumlarla bizi bizden alan Josh Klinghoffer ilk solo albümü Pluralone'u tanıttı. On şarkıdan oluşacak To Be One With You isimli albümde Klinghoffer'a omuz veren isimler arasında RHCP'den Flea, Pearl Jam'in eski grup üyesi Jack Irons ve Dot Hacker'dan Eric Gardner ile Clint Walsh da yer alıyor. Ön satışa sunulan albüm 22 Kasımda yayınlanacak.
- Hunger Games serisinden 4. kitap
Amerikalı yazar Suzanne Collins'in distopyası The Hunger Games serisinin 4. kitabı seriye dahil olmak üzere. Bizi üç kitaplık serinin geçmişiyle buluşturacak The Ballad Of Songbirds And Snakes adlı kitap okuyucularını Açlık Oyunları'nın 10. yılına götürecek. Yazarı tarafından "bu kitapla, doğanın durumunu, kim olduğumuzu ve hayatta kalmamız için neyi algıladığımızı araştırmak istedim" diyerek özetlenen kitap, bizleri "karanlık günler" olarak adlandırılan zamana taşıyacak. The Ballad Of Songbirds And Snakes savaş sonrası dönemde Panem Ülkesi'nin yaralarını sarışını anlatacak. Karakterlerin insanlık hakkındaki görüşlerini tanımlamaları ve aklındaki soruları karakterlere irdeletmek için bu dönemi seçtiğini belirten Collins özetle hikayenin çocukluğuna dönüp sebeplere odaklanıyor. 19 Mayıs 2020 olarak tarihlenen kitaptan uyarlanacak filmin çalışmalarının başladığı da Lionsgate tarafından duyuruldu.
- Scorsese-Marvel tartışması büyüyor
Scorsese'nin Empire Dergisi'ne vermiş olduğu röportajda söyledikleri deyim yerindeyse fitili ateşlemiş gibi görünüyor. Ropörtaj'ın ana konusu, Netflix'te yayınlanacak ve yönetmenin son filmi The Irishman iken konu Marvel filmleri oluverdi. Süper kahramanlı senaryolar ve Marvel filmlerini nasıl bulduğuna yönelik bir soruya Scorsese, "onları sinema filmi olarak görmüyorum, eğlence sektörüne yönelik işler sadece" cevabını vermiş, yer yerinden oynamıştı. Bu çıkışı sonrası, sinema için yaptıkları ve filmografisi ortada olan Scorsese için, düşüncesini beğenen ya da beğenmeyen herkesin birleştiği nokta ise ünlü yönetmenin bu tür bir eleştiri ya da yorumu yapacak bir deneyime sahip olduğu. Tabi ki karşıt görüşlerden dillendirilmiyor değil ama bu görüşlerin de Scorsese'nin bulunduğu konuma olan saygı çerçevesinde olduğu da belirtelim. Marvel evreninin yönetmenlerinden James Gunn konuyla ilgili olarak "hayranı olduğu 5 yapımcıdan biri olan Scorsese'nin, 1988 yapımı, The Last Temptation of Christ filmini iz lemeden eleştirenlere çok kızmıştım, şimdi aynısını Scorsese benim filmime yapıyor, bu beni üzse de Scorsese'ye sinema için yaptıklarından dolayı her zaman minnettar olacağım" demişti. Bir yorum da Marvel evreninde Nick Fury'i canlandıran Samuel L. Jackson'dan geldi. Aktör Variety'e yapmış olduğu açıklamalarda "Bu Bugs Bunny'nin komik olmadığını söylemek gibi bir şey. Filmler filmdir. Herkes sevmeyebilir. Bilirsiniz, biri olabiliriz ama herkes olamayız" diyerek tartışmalara katılmış oldu. Nebula karakterini canlandıran Karen Gillan ise, James Gunn'ın filmleri için söylemiş olduğu, "kesinlikle sinema olduğunu söyleyebilirim, çok fazla ruh ve kalp var orada. James kişiliğini ve mizah duygusunu çok fazla enjekte ediyor. Bu bile sinematik olduğunu gösteren çok büyük bir temsil." sözleriyle Marvel saflarındaki yerini almış oldu. Yapımcı ve gazeteci Bilge Ebiri ise "Eğer insanlar, Scorsese'nin çizgi romanlardan uyarlanan filmler hakkındaki sözlerini tartışacaklarsa, Tanrı hakkındaki düşüncelerini öğrenene kadar beklemeliler" diyerek aslında tartışmaya da güzel bir final belirlemiş oldu.
- Napoli'nin piranaları
Roberto Saviona'nın kitabından uyarlanan ve Napoli'yi arka bahçesine çevirmiş bir mafya ailesinin hikayesini anlatan Gomorra'nın yönetmeni Claudio Giovannesi Napoli sokaklarından kopamıyor. Yönetmen, bu sefer de, Napoli'nin sokaklarında mafyaya özenen ve onlardan biri olmaya çalışan gençlerin hikayesini taşımış beyaz perdeye. Berlin Film Festivali'nden En İyi Senaryo ödülünü kapan ve 38. İstanbul Film Festivali'nde de gösterimi yapılan filmde elinde makineli tüfekler ve pahalı zevkleri olan 15 yaşındaki Nicola ve arkadaşlarının yaşadıkları anlatılıyor. Giovannesi'nin amatör genç oyunculara teslim ettiği film geleceğin mafyasının nasıl yetiştiği ve gençlerin nasıl bir medya baskısı altında olduğunu gözler önüne seriyor. Film ismini ise Napoli sokaklarında "silahlı çete" anlamında kullanılan piranalardan alıyor. Şehrin alt gelirli ailelerinden ve gettolarından olan bu gençlerin ergenlikleriyle birlikte yaşadıkları duygu ve kavram kargaşalarına odaklanan film sokakların gerçeğini seyirciye olduğu gibi yansıtıyor.
- İzlanda'nın çayırından, suyundan havasından Joker'e uzanan notalar
Joker, gösterime girdiği günden beri, hemen hemen herkesin beklentisini karşılayan, özellikle çoğunluk tarafından "kusursuz" olarak görülen Joaquin Phoenix'in performansıyla Oscar'ı bir ucundan tutmuş gibi gözüküyor. Filmin merakla beklediğimiz müzikleri de sonunda Itunes ve Spotfiy üzerinden paylaşıldı. 17 şarkıdan oluşan listenin arkasındaki isim ise Chernobyl, Sicario: Day of the Soldado ve Mary Magdalene'in müziklerinden tanıdığımız Hildur Guðnadóttir. Emmy ödüllü, İzlandalı çellist modern klasik müzik tanımlarını zorlayıcı ve yeni sınırlara iten tavrıyla biliniyor. Hildur Guðnadóttir doğduğu toprakların her türlü karakteristik özelliğini de, adeta DNA'sına işlemişçesine, müziğine yansıtıyor ve bütünüyle dinleyiciye geçirebiliyor.
- New Balance'tan yeni silüet, MSRCRC
New Balance'ın yepyeni modeli MSCRC, NB 574'ün versiyonu gibi dursa da, yürüyüş ve koşu ayakkabılarından ilham almış yepyeni bir model. Klasik New Balance silüetinden sıyrılıp kendine yeni bir yol açmış gözüken MSCRC yanından çıkan ve bağcık sistemine dahil edilmiş, aynı zamanda markanın ünlü N logosunu da vurgulayan, ağ örgüsüyle karakteristik bir görünüşe sahip olmuş. Yaka kısmında kullanılan, aşınma, yırtılma ve çizilmelere karşı dayanıklılığıyla tercih edilen Cordura kumaşıyla, esnekliğini kaybetmeden, güçlendirilmiş MSCRC çorabımsı bir yakaya sahip olmuş. Ayrıca NB yeni modelinde vibram taban kullanmayı tercih etmiş.
- Metallica'dan tek gecelik
Bilindiği üzere Metallica'nın Avustralya ve Yeni Zelanda konserleri iptal edilmişti. İptali grup üyeleri "Birçoğunuzun bildiği gibi kardeşimiz James uzun yıllardır bağımlılıkla mücadele ediyor. Maalesef şimdi iyileşmek için tekrar bir tedavi programına girmek zorunda kaldı" diyerek duyurmuşlardı. Hetfield'ın durumu ve iptal haberi bizi üzmüş olsa da, beyaz perdede efsane grubu izleme şansımız doğdu. Metallica ve San Francisco Senfoni Orkestrası geçtiğimiz ay Golden State Warriors için yapılan Chase Center'ın açılışında tekrar bir araya gelmiş ve 20. yılı geride bırakan S&M* albümündeki şarkılardan oluşan bir konser vermişlerdi. Bu konserden derlenen görüntülerle albümün 20. yılı şerefine S&M2 adlı bir belgesel çekildi. 9 Ekim'de, dünya çapında 3000'e yakın salonda, gösterime girecek olan belgeseli izlemek istiyorsanız, biletinizi şimdiden almalısınız çünkü belgesel sadece tek gece gösterimde kalacak. S&M2'de ayrıca, Mosolov'un Op. 19 - Zavod'unu (Iron Factory) ve Prokofiev'in de Scythian Suite, Op.20 , Second Movement'ın Metallica yorumlarını da bulacağız. Sizi şimdi Metallica ve orkestranın, hem albümde hem de konserlerinde, açılış parçası olarak çaldıkları, Morricone'nin, 66 yapımı, Il Buono, Il Brutto, Il Cattivo'sunun Metallica yorumuyla başbaşa bırakalım ki, ufak ufak, S&M2'ye ısınmaya başlayın.
- Ed O'Brien'ın solo albümünden ilk şarkı
Radiohead'in gitaristi Ed O'Brien da solo kariyer diyenler arasında yerini aldı. Uzun zamandır beklenen ilk solo albümünden Santa Teresa'yı yayınlayan O'Brien albümde melankolik duygular ağır bassa da sevinç ve mutluluğun da hissedilir düzeyde yer aldığını belirtiyor. Atmosferik tonlara olan sevgisi ve hakimiyeti ile tanıdığımız gitarist daha BBC dizisi Eureka için müzikler yapmış, Asian Dub Foundation'ın Enemy of Enemy albümünde gitar çalmıştı. Obrien, Radiohead'ın diğer elemanları Thom Yorke, Phil Selway ve Jonny Greenwood'un ardından grubun 4. solo albümlü elemanı oldu. Albümün çıkışının ise O'brien'ın Brezilya'da katılmış olduğu bir festivale dayandığını da belirtelim. Orada duymuş olduğu poliritimlerden çok etkilendiğini belirten O'Brien festivalde edindiği deneyim ve hissettiği duyguları notalara dökmeye karar vermiş. Albümün yapımcılığını ise diskografisinde, Nick Cave & The Bad Seeds, Depeche Mode, Pj Harvey, Nine Inch Nails, Smashing Pumpkins gibi isimleri barındıran, Flood olarak tanıdığımız, Mark Ellis yaptı. Santa Teresa'nın yatıştırıcı bir etkiyi de barındıran ama sanrılarla dolu olduğunu da söyleyebileceğimiz video ise Ultraviolet tarafından yaratılmış.
- Big Mouth yola devam ediyor
Komedyen Nick Kroll ve Family Guy'ın senaristi Andrew Goldberg imzalı ergen komedisi Big Mouth seriyi 6'ya tamamlayacak. Ergenliğin mucizevi ve korkutucu yönlerinin yeni yetme arkadaşların hayatlarını altüst edişini anlatan ve 3. sezonunu başlamak üzere olan animasyon dizi için Brutus Pink ile Netflix arasında 4.,5, ve 6. bölümlerin antlaşması da yapıldı. Nick Kroll, Andrew Goldberg, Mark Levin ve Jennifer Flackett dörtlüsünden oluşan Brutus Pink ekibi yeni sezonları; "Netflix bize hayal edebileceğimiz en iyi deneyimi sağladı ve bu sayede inanılmaz yetenekli yazar, çizer, yapımcı ve sanatçılardan oluşan bir ekip kurduk ve yıllar boyu herkesle devam edecek olmaktan heyecan duyuyoruz" sözleriyle duyurdu.
- Clint Eastwood'dan Richard Jewell'ın hikayesi
O.J.: Made In America ile Oscar kazanan Ezra Edelman'ın çekeceği duyurulan sonra nedendir bilinmez Clint Eastwood'a teslim edilen Richard Jewell'den ilk fragman yayınlandı. 2 yıla yayılan ve çekim öncesi ite, kaka ilerleyen film Clint Eastwood'la birlikte uçuşa geçmiş ve 4 ayda çekilmiş. Ödül sezonuna da yetişen yapımda, önceden adı geçen Jonah Hill ve Leonardo Di Caprio'nun yerine Paul Walter Hauser, Sam Rockwell, Olivia Wilde, Jon Hamm gibi isimler yer almış. Vanity Fair'den Marie Banner'in 1996 Atlanta Olimpiyatları'ndaki bombalama olayı hakkında yazmış olduğu makaleye dayanan film güvenlik görevlisi Richard Jewell'ın haksız yere suçlanışını anlatıyor. Film, bulduğu bomba dolu çantayla büyük bir felaketi önlediği için başta kahraman ilan edilen sıradan bir insanın, gazetede çıkan bazı sorumsuz haberlerle terörist olarak yaftalanışını anlatırken medyayı da sorgu sandalyesine oturtuyor. Aralık ortasında Amerikada gösterime girecek olan filmin 2020'de dünya sinemalarında olması bekleniyor.
- Konu Freddie Mercury, başlık atmak çok zor, sizi içeri alalım, başlığı kendiniz atın
Freddie Mercury'nin "bir sürü fikrim, Queen'le birlikte yapamayacağım ve keşfedilecek bir sürü müzikal alan vardı" sözleriyle özetlediği solo kariyeri Never Boring adı altında derlendi ve 11 Ekim'de raflarda yerini alıyor. 11 parçadan oluşan koleksiyonda 3 CD, 1 Blue-Ray, 1 DVD ve bir de 120 sayfalık fotograf albümü yer alacak. Albümde Freddie Mercury'nin az bulunur ve bugüne kadar yayınlanmamış fotograflarının yanı sıra, Rami Malek'ten de bir girizgah yer alıyor. CD'lerden, efsane müzisyenin, Mr. Bad Guy ve Barcelona solo albümleriyle birlikte unutulmaz solo performanslarını dinlerken, Blue-Ray'de ise konserlerinden ve hayatından kesitleri izleyeceğiz. Bu bir haftalık süreci sabırsızlıkla beklerken sıkılmamamız için Hollywood Records tarafından bir de video yayınlandı. 1985'te yayınlanan Mr. Bad Guy albümünün en hit şarkılarından biri olan Living On My Own için 35 mm çekilmiş olan video 4K izlenecek şekilde tekrar elden geçirilmiş. Living On My Own videosunun tartışmalı bir geçmişe sahip olduğunu da belirtelim. Freddie Mercury'nin 39. yaşgününde, Münih'in ünlü kulübü Old Henderson'da verdiği, aralarında Brian May , Mary Austin, Boy George gibi davetlilerinde olduğu, partide çektiği görüntülerin yer aldığı video CBS Records'un başkanı Walter Yetnikoff tarafından engellenmişti. Birleşik Krallık müzik listelerindeki performansını etkileyeceği düşüncesiyle yayınlanmayan video, sanatçının ölümün ardından, 1993 yılında, No Brothers remiksi ile yayınlanmış ve şarkı dünya çapında hit olmuştu.
- Gucci Mane Big Booty ile çıktı karşımıza
Haziran ayında, Justin Bieber, Meek Mill, Lil Uzi Vert, Gunna gibi isimlerin de yer aldığı, Delusions of Grandeur'u yayınlayan, hafta başında ise Gucci Cruise 2020 koleksiyonu için çekilen reklam kampanyasında Sienna Miller ve Iggy Pop'la birlikte boy gösteren Gucci Mane'nin nerede, ne zaman karşımıza çıkacağını kestirmek gitgide zorlaşıyor. 17 Kasımda, Atlantic Records'dan çıkacak olan Woptober II'yi beklediğimiz Mane, bu sefer de, Megan Thee Stallion ile birlikte seslendirdiği Big Booty ile çıktı karşımıza.
- Travis Scott dur durak bilmiyor
Houston'lı rapçi Travis Scott yeni bir tekli yayınladı. Oldukça renkli bir de videosu bulunan Highest In The Room adlı tekli dijital kanallarla birlikte, plak ve kaset olarak da satışa sunuldu. Geçtiğimiz sene Ağustos ayında çıkarmış olduğu Astroworld albümü sonrası, 2018'in ikinci yarısında oldukça yoğun bir turne programı olan "rap"çi 2019'da durmak nedir bilmiyor. Sene başında Game Of Thrones'dan ilham alınarak, farklı müzik türlerinden 14 sanatçı tarafından, çıkarılan For The Throne'a katkıda bulunan Travis, Weeknd'in Power is Power'ında da yer almıştı. School Boy Q'nun Crash Talk albümünde de boy gösteren Travis Scott bunlarla yetinmeyip Netflix'te çıktı karşımıza. Travis Scott: Look Mom I Can Fly adlı belgeselde Houston'lı bir gencin yükselişi anlatılıyor. Özellikle Astroworld albümünün hemen öncesine odaklanmış olan belgesel sanatçının süper starlığa yükselişini anlatıyor.






















