Search Results
Search results for "land art"
"land art" için bulunan sonuçlar
- Vincent Leroy / Floating Orbs
Vincent Leroy , Tokyo’daki Nakameguro Kanalı’nı büyüleyici bir sanat alanına dönüştürdü. Floating Orbs adlı enstalasyon, karbon çubuklar, 3D baskı parçalar ve aynalı kürelerden oluşuyor. Havayla hareket eden bu devasa mobil heykeller, suyun üzerinde adeta yerçekimine meydan okuyor. Vincent Leroy'un Floating Orbs 'unu ve diğer işlerini incelemek için sayfasına göz atmayı unutmayın.
- Vhils / Multitude
Vhils mahlasıyla tanıdığımız ve son olarak Jose Saramago portresiyle kendisinden bahsettiğimiz sanatçı Alexandre Farto Brüksel'de bulunan Mima Müzesi'nde kişisel sergisi Multitude ile yer aldı. Duvar yüzeylerini hiltilerle kazıyarak gerçekleştirdiği işleriyle dikkat çeken sanatçının sergisi insanlar ve şehirler arasındaki ilişkiye yaklaşımına ilgi çekici bir bakış açısı sunan, farklı zaman dilimlerine ait duvar oymaları, reklam panoları, şehir manzaraları, videolar ve enstalasyonlardan oluşuyor.
- NeSpoon'dan ilmek ilmek
Bir neslin evinde bulduğu her objenin üzerine itina ile serdiği ve en çok da televizyon üstlerinde kendini gösteren danteller Polonyalı sanatçı NeSpoon'un ellerinde başka bir boyuta uzanıyor. 5 kıtada 40'tan fazla ülkenin 100'den farklı şehrinin kamusal alanlarında, müze ve galerilerinde çalışmalarına yer verilen sanatçının son çalışma sı Łódź'daki 217 Wólczańska Caddesi'nde yer aldı. Birkaç sokak ötedeki bir antika dükkanında bulduğu bir danteli duvara projekte eden sanatçı 130 metrekarelik alanı 6 günde boyamış. Nespoon'un yaptığı işin zorluğu kadar güzelliğini de keşfetmek isterseniz Google Amca'nın görsellerinde aratmanızı öneririm. Karşınıza çıkan manzara muazzam. Instagram hesabından da sadece duvar resmiyle kalmayan dantel çılgınlığını keşfedebilirsiniz.
- Refik Anadol'dan Yapay Zeka Sanatı: Living Architecture: Gehry
Refik Anadol, Guggenheim Bilbao’daki Living Architecture: Gehry sergisiyle yapay zeka destekli sanatı bir adım öteye taşıyor. Ünlü mimar Frank Gehry’nin eserlerini yapay zeka ile yeniden yorumlayan Anadol, açık erişimli görseller ve arşiv materyalleriyle zengin bir veri seti kullanıyor. Sürdürülebilir bilişimle desteklenen özel bir yapay zeka modeli, Gehry’nin mimari projelerinin sanatsal ve yapısal karmaşıklığını analiz ederek benzersiz görseller oluşturuyor. Kerim Karaoğlu'nun AI destekli ses tasarımıyla güçlenen bu etkileyici sergi, izleyicilere sürükleyici bir deneyim sunuyor. Fotograflar © Refik Anadol, Bilbao 2025
- Ayumi Shibata’nın kağıttan heykelleriyle ışık ve gölgenin dansı: “Poem of Life”
Sanatçının son sergisi olan “Micro and Macro Universe of Paper Art”, bu yaklaşımını bir adım ileri taşıyor
- Tadashi Kawamata’dan Over Flow
2018 yılında Lizbon’daki MAAT Müzesi’nde sergilenen Tadashi Kawamata’nın over flow enstalasyonu , ilk bakışta devasa bir çöp yığını gibi görünüyordu. Ancak dikkatli incelendiğinde, bu atıkların boşlukta asılı durduğu ve ziyaretçilerin adeta bir okyanusun içine adım attıkları hissini verdiği ortaya çıkıyordu. Plastik atıklardan oluşan bu etkileyici yerleştirme, insan faaliyetlerinin çevresel etkisini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. Bu çalışma, Avrupa’daki birçok sanat kurumunun ortaklaşa düzenlediği Eco-Visionaries sergisinin bir parçasıydı. Son on yılda sanat dünyası ekolojik meseleleri daha fazla ele almaya başladı. Olafur Eliasson’un Ice Watch projesi, Superflex ve Tomás Saraceno’nun çevresel sanat çalışmaları ve hatta New York’ta açılan ilk İklim Müzesi, bu değişimin örnekleri arasında yer alıyor. Ancak 2024 itibarıyla bu konular sanat dünyasında eskisi kadar ilgi çekmiyor gibi görünüyor. Hyperallergic’in en iyi 50 sergi listesinde, ekoloji temalı eserler artık daha geri planda kalmış durumda. Sanat dünyasında bir zamanlar ön planda olan ekolojik meseleler, günümüzde izleyicilerde bir tür “konu yorgunluğu” yaratmış olabilir mi? Sanatın toplumsal gerçeklerden bağımsız olması gerektiğini savunanlar olsa da, günümüzde sanat, politik ve sosyal değişim için güçlü bir araç olarak da değerlendiriliyor. Ekolojik kriz, insan hakları ve sosyal adalet gibi konulara yeni bakış açıları kazandırma potansiyeline sahip. Eğer sanatın dünyayı şekillendirme gücü olduğuna inanıyorsak, çevresel felaketler sonrası geleceği hayal etmek için de sanata ihtiyacımız var. © MAAT; photo by Bruno Lopes
- Snik'ten While the World Decays
Bir süredir işlerine rastlayamadığımız İngiliz ikili Snik 2 yıllık bir aranın ardından bir alt geçit duvarında gösterdi kendini. While the World Decays adlı mural ikilinin alametifarikası haline gelen yarı tonlu çalışmalarından biri. Ruhani portrelere sıklıkla çalışmalarında yer veren Snik bu son çalışmasında da çürüme ve geçicilikteki güzellik gibi temaların etrafında dolaşmış. Eser London Calling Blog tarafından gerçekleştirilen ve 100'den fazla çalışmanın yer aldığı bir sokak etkinliğinin parçası olarak kurgulanmış. Snik While the World Decays
- Bansky'den yeni iş
Son olarak Londra sokaklarında bir dur tabelasına yerleştirdiği 3 boyutlu insansız hava araçlarıyla savaşa dur diye Banksy bu sefer çevre konulu bir işle sokaklarda. Son eserini yerleştirmesinin ardından saatler içinde çalınan sanatçı bu sefer işi sağlama almış ve 3 boyutlu bir eser yerine Kuzey Londra'nın Finsbury Park bölgesindeki bir duvarı tuval olarak kullanmış. Budanan bir ağacın arkasındaki duvara püskürttüğü yeşil boya ile ağaca yapılan davranışı eleştiren Banksy'nin bu eseri ise sadece 4 gün dayanabildi. Kim yaptığı bilinmiyor ama birisi yeşil rengi beğenmemiş olacak ki duvarı beyaza boyamak istemiş.
- Takashi Kuribayashi’den Doğayla Sanatın Buluştuğu Sauna: Oya Genkiro No. 6
Takashi Kuribayashi’nin Oya Genkiro No. 6 Projesi: Buhar, Şifa ve Görünmeyenin Sanatı Tokyo'nun hemen kuzeyindeki Tochigi kırsalında, ilk bakışta dev bir ağaç kütüğüne benzeyen etkileyici bir yapı yükseliyor. Ancak içine adım attığınızda, yüzlerce aynayla kaplanmış iç yüzey gözler önüne seriliyor. Japon sanatçı Takashi Kuribayashi ’nin son eseri olan Oya Genkiro No. 6 , yerel hinoki (selvi) ağaçlarından inşa edilmiş 18 metrelik etkileyici bir yerleştirme olarak karşımıza çıkıyor. Kütüğün içindeki bu görkemli aynalar, dış kabuğun doğal dokusuyla çarpıcı bir tezat oluşturuyor. Ancak yapı yalnızca görsel bir deneyimle sınırlı değil; içine ilerledikçe ziyaretçileri çok katmanlı bir sauna deneyimi bekliyor. Parlak ahşap ve camla çevrili bu dikdörtgen yapı, 38 taş blok üzerine inşa edilmiş. İçeride ise tıpkı bir meditasyon alanı gibi damlayan buhar sesi ve odun sobasından gelen çıtırtılar huzur yaratıyor. Kuribayashi projenin internet sitesinde, “İçerideki yoğun buhar nedeniyle bir metre ötesini görmek imkânsızlaşıyor. Ancak otlar ve şifalı bitkilerden yayılan koku, tüm duyularınızı harekete geçiriyor,” ifadeleriyle deneyimi tanımlıyor. Büyük bir kazan içinde kaynatılan bu bitkiler, buhar borularıyla saunanın içine aktarılıyor. Oya Genkiro’nun Anlamı: Buharın Gücü ve Fukushima’ya Sanatsal Bir Yorum “Oya Genkiro” ismi, Japonca’da “nükleer reaktör” anlamına gelen genshiro ile “sağlıklı” anlamındaki genki kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Bu isim, Tochigi’ye yalnızca birkaç mahalle uzaklıktaki Fukushima Daiichi Nükleer Santrali ’ne gönderme yapıyor. 2011’deki tsunaminin ardından yaşanan felaket, atmosfere ve okyanusa radyoaktif madde sızmasına neden olmuştu. Kuribayashi bu projeyle, buharın hem yıkıcı hem de iyileştirici gücüne dikkat çekiyor. Buhar, bir yandan nükleer felaketlerde tahrip edici olabilirken, diğer yandan saunada bir şifa aracı olarak yeniden hayat buluyor. Sanatçının genel pratiğinde olduğu gibi, burada da görünmeyen şeylerin görünür kılınması ana tema olarak öne çıkıyor. Kuribayashi, “Gerçeklik görünmeyen yerlerde gizlidir. Gözle göremediğiniz bir dünyanın varlığını fark ettiğinizde, yaşama biçiminiz de değişmeye başlar,” diyerek izleyicilere alternatif bir algı kapısı aralıyor.
- Jr. Palais Garnier'de...
Sevdiğimiz sanatçılardan biri olarak Jr.'ı İran'daki protestolara katılıp öldürülen Nika Shakarami'nin fotografının yer aldığı devasa bir baskı ile New York'daki Freedoms Park'ta bırakmıştık. Sanatçının yeni adresi ise Paris Opera Binası oldu. Palais Garnier'in restorasyon çalışmaları sırasında kapatılan cephesi Jr.'ın yeni tuvali olmuş. Floransa'da bulunan Palazzo Strozzi'nin cephesine uyguladığı La Ferita (Yara) adlı eserini hatırlatan bu yeni enstalasyonda Jr. Platon'un mağara alegorisinden ilham almış. 25 Eylül'de sona ermiş baskılı ilk perdenin ardından Kasım ayında enstalasyonun ikinci perdesi açılacak ve cephedeki baskılı yüzeyin yerini işlemeli bir sahne perdesi alacak. Nakış işinde şansını becerilerini göstermek isteyenler de bu perde üzerinde yeteneklerini sergileyebilecekler.
- Self Similar
Etkileyici bir sanat haber için bu sefer Abu Dhabi'ye gidiyoruz. Kamusal sanat girişimi Manar Abu Dhabi çatısı altındaki Self Similar adlı çalışma Amerikalı sanatçı Jim Denevan imzası taşıyor. Self Similar'ın büyüklüğünü anlamak için ilk olarak sayılardan bahsedelim. Çalışma eşmerkezli 19 daire üzerine elle şekillendirilmiş 448 adet piramit ve tümsekten oluşuyor. Yaklaşık 1 kilometrekarelik bir alana yayılan eser en yüksek moktası 27 metreye ulaşıyor. Denevan "kurguladığı geçici mekanların yarattığı manzara" içinde bir deneyim yaşatmasını amaçlıyor. Tümsek ve piramitlerin arasında gezerek bu deneyimi elde etmenin yanı sıra iki gözlem tümseğinden de eserin bütününü tepeden görme şansına sahip oluyorsunuz. Devler ve cüceler hikayesi gibi içinde kendinizi küçük hissedebileceğiniz gibi esere hakim bir kudreti hissedebileceğiniz bir açıyı da size sunuyor Self Similar. Self Similar 30 Ocak 2024'e kadar ziyaret edilebiliyor.
- Whiplash ve La La Land'in yönetmeni Chazelle'in mini dizisi The Eddy
Whiplash ve La La Land gibi müzikle yoğrulmuş filmlerin altından başarıyla kalkan ve Oscar'a da uzanan
- Ivân Argote x High Line / Dinosaur
Kolombiyalı sanatçı Ivân Argote'nin dev güvercini Nwe York High Line'yükseliyor. Dinazor adındaki alüminyum panel üzerine el boyaması eser insan ve güvercin boyutlarını tersine çevirerek güvercine pasif bir hakimiyet atfediyor. Seçilen sanat eserlerini şehir manzarasının parçası haline getirmeyi görev edinmiş sanat birliği High Line Plinth tarafından sipariş edilen eser devam eden bir seçkinin 4. eseri olarak sergileniyor. Öncesinde Simone Leigh'den Brick House (2019), Sam Durant'tan Untitled (2021), Pamela Rosenkranz'dan ise Old Tree adlı eserler sergilenmişti. Ivân Argote High Line işbirliğinde sergilenen Dinosaur 18 ay boyunca 10. Cadde ile 30. Sokak'ın kesiştiği noktada sanatseverlerle buluşacak. fotograflar: Ivan Argete/The High Line
- Marni x HOKA işbirliği: Sanat ve performansın buluşması
uzmanlığını Marni’nin cesur ve sanatsal dokunuşlarıyla buluşturan Marni x HOKA Bondi B3LS, Warhol’un pop-art
- SNIK / Still Life
SNIK , Manchester’ın Northern Quarter bölgesinde 20 metrelik yeni bir duvar resmi olan Still Life ’ı tanıttı. 2018’deki Serenity eserleriyle dikkat çeken sanatçılar, bu kez siyah çizgilerle betimlenmiş bir kadın figürü ve çiçeklerle çevrili sıcak tonlarla bir kez daha şehrin ilgisini topluyor. 20 metre yüksekliğindeki bu etkileyici mural, izleyenleri durup çevrelerini düşünmeye davet ediyor.
- David Popa'dan...
Daha önce Suudi Arabistan çöllerinde karşılaştığımız Finlandiyalı sanatçı David Popa bu sefer ana kütlesinden kopmuş bir buzul üzerinde çıktı karşımıza. Kömür, tebeşir ve doğal pigmente sahip biyobozunur boyalarla devasa çalışmalara imza atan sanatçı bu çalışmasında yaşadığımız gerçekliğin geçiciliği, geçici doğallık gibi başlıkları irdeliyor.
- CVTâ Sokak Festivali
Kısmen terkedilen ve yavaş yavaş hayalet kente dönüşen İtalya kasabalarından biri olan Civitacampomarano hayata tutunabilmek adına 9 yıldır CVTâ Sokak Festivaline ev sahipliği yapıyor. Kökleri bu şirin kasabaya kadar uzanan sanatçı Alice Pasquini tarafından tohumları atılan festival dünyanın bir çok köşesinden farklı sanatçıların işleriyle renkleniyor. Festivalde yer alan sanatçılar arasında While the World Decays çalışmalarından hatırlayacağımız İngiliz ikili Snik, sokaklarda Taxis ismiyle anılan Dimitris Trimintzios, A Tale of Two serisinin devam niteliğindeki çalışmasıyla Anders Gjenstedd ve kafa karıştırıcı yönlendirme okları ile festivale katılan İspanyol sanatçı Octavi Serra gibi isimler katıldı. fotograflar: Ian Cox
- Okse 126
Berlinli sanatçı Okse 126 noktacılığın modern yöntemi olarak tanımladığı işleri ile sokaklarda eserlerini sergilemeye devam ediyor. Şehrin kaosuna, karmaşasına ve aşırı yüklenmiş haline bir tepki olarak minimalist bir dille oluşturduğu işleri hiç beklemediğiniz bir anda, hiç beklemediğiniz bir şehrin ücra bir köşesinde karşısınıza çıkabiliyor. Okse 126 CMYK üzerinden yansıttığı sanatını "kentsel alanı dönüştürmek için yapıştırmalar, şablonlar, enstalasyonlar ve diğer yaratıcı yollarla sokakta çalışmak" olarak tanımlıyor. Duvarlara yapışan işleri bir nevi şehrin dekoratif bir parçası olmakla birlikte gören göze bir nevi "Okse buradaydı" duvar yazısı gibi bir hissi de aktarıyor.
- Icy ve Sot'tan "EU Flag"
Baskıya karşı başkaldırılarını Tebriz ve Tahran sokaklarında sanatlarıyla dile getiren ikili Icy ve Sot dünyanın farklı köşelerinde gerçekleştirdikleri yerleştirmeler ile göçmen krizine olan ilgimizi sıcak tutmaya devam ediyor. Çoğunlukla sınırların varlığını sorgulayan sanatçılar benzersiz yaklaşımları ile yarattıkları dili kullanarak insan hakları, gözaltı, kadın hakları, göçmenlerin ve mültecilerin kötü durumları, iklim değişikliği veya kapitalizmin tuzakları ile günümüz insanının çelişkilerini kendisine sorgulatıyor. 2017 yılında Berlin'de sergiledikleri ve bir pano içinden "dekupe" olup uzaklaşan elele tutuşmuş bir ailenin yerdiği "Refugees Welcome" adlı çalışmalarında vicdanımıza da seslenen ikili bir 2015-2018 arası ölen 3000 göçmeni anmak için "Missing Migrant" adını verdikleri yerleştirmeyi Ostend, Belçika'da sergilemişlerdi. Son yıllarda çelik çitler ve dikenli teller üzerinden vermek istedikleri mesajı iletmeyi tercih eden Icy ve Sot göçmen sorununun en yoğun olduğu bölgelerden biri olan Amerika-Meksika sınırında 2019 yılında yellerden oluşturdukları simgesel bir kayığı kumsala kadar inmenin ötesinde denizin içine kadar giren sınır çitlerinin hemen yanına bırakmışlardı. Aynı yıl Time Square'in ortasına bir de yine çitlerden yapılmış "The New American Flag"i dikmişlerdi. Sanatçılar benzer bir çalışmayı da yine göçmenlerin yoğun birşekilde kullandığı bir diğer nokta olan Cebelitarık Boğazı'ndaki dramı bir kez daha düşündürtmek için Lizbon'da sergilediler. Bu sefer Avrupa Birliği bayrağını eserlerine taşıyan sanatçılar farklı umutlarla yola çıkıp kendilerini mülteci kamplarında bulan göçmenlerin karşılaştıkları insanlık dışı müdahaleleri bir kez daha gündemimize getiriyorlar. Malzemesinden verdiği mesaja kadar sahip olduğu sert ve bükülmez gerçekliğe sahip olsa da "EU Flag" adlı çalışma içinde insanların umudunu da taşıyor. Bu umudu gökyüzü üzerinden görünür kılmak isteyen sanatçılar geçirgen bir yapı ile sınırın ötesinin hala var olduğunu ve tüm maviliği ile bizi beklediğini vurguluyor. Okyanusa akan nehrin yanına yerleştirilen bayrak bir çok mültecinin daha iyi bir yaşam arayışında üstlendiklerine ve yapmakta oldukları deniz yolculuğuna gönderme içeriyor.
- Jeremy Geddes / Periphery
On yılı aşkın bir süreden sonra açtığı ilk kişisel sergisi Periphery, sanatçının sergi alanına yabancılık çektiği bir dönüş değil, aksine yeniden canlanmasını sağlayan bir deneyim oldu. Los Angeles’taki Thinkspace Projects’te gerçekleşen sergi, Geddes’in son beş yılda ürettiği eserleri bir araya getirdi. Detaylı grafit çizimlerden çarpıcı uzay mekiği kazalarına kadar uzanan eserleri, sanatçının benzersiz bakış açısını ortaya koydu. Geddes, kırılgan eserlerini dünyanın öbür ucuna göndermenin kaygı verici olduğunu kabul etse de, Thinkspace ekibinin süreci kusursuz yönetmesi sayesinde serginin başarılı geçtiğini ifade etti. Sanatçının "yavaş üretim süreci" nedeniyle serginin tek bir odak noktası etrafında şekillendiğini belirten Geddes, eserlerin doğal bir bütünlük oluşturduğunu söylüyor. Sergi, ağırlıklı olarak yabancılaşma, teknoloji ve geçicilik temaları üzerine kuruluydu. Eserlerinde, kozmonotların süzüldüğü, arabaların ve otobüslerin havada asılı kaldığı, binaların patlayarak duman gibi yükselen enkazlara dönüştüğü dinamik bir anlatım öne çıkıyor. Geddes, yeni bir eser yaratırken öncelikli olarak yakalamak istediği duygusal etkiyi izole etmeye çalıştığını ve bunu seyirciye aktarmanın en büyük zorluklardan biri olduğunu dile getiriyor. Ancak, Periphery sergisi, bu zorluğun üstesinden başarıyla gelindiğini kanıtladı. Sanatçının eserleri, izleyiciyi içine çeken beklenmedik detaylar ve sıra dışı kompozisyonlarla dolu. Thinkspace’te yılın başlarında sergilenen Periphery serisinden bazı eserler halen satışta. Sanatçı hakkında daha fazla bilgi edinmek için Jeremy Geddes’in web sitesini ziyaret edebilirsiniz.



















