Search Results
Search results for "street art"
"street art" için bulunan sonuçlar
- teamLab Phenomena Abu Dhabi: Sanat ve Teknolojinin Buluştuğu Eşsiz Deneyim
Tokyo merkezli sanat kolektifi TeamLab, Abu Dabi'ye çok duyulu etkileşimli bir deneyim sunuyor. teamLab Phenomena Abu Dhabi, Saadiyat Kültür Bölgesi'nde 18 Nisan 2025'te kapılarını açacak. MZ Architects'in katkılarıyla tasarlanan 183.000 metrekarelik devasa alan, sanat, bilim ve teknolojinin birleştiği dinamik ve sürekli değişen eserlerle dolu. “ Çevresel Fenomenler” konseptiyle, eserler bağımsız olarak var olmak yerine, çevrelerinden beslenerek oluşuyor. Ziyaretçiler, hava, su ve ışık gibi unsurların sanatla nasıl etkileşime girdiğini keşfederek, eserleri kendi hayal güçleriyle şekillendirecek.
- Reuben Wu’dan doğa ve ışığın buluştuğu “Thin Places” serisi
Multidisipliner görsel sanatçı, fotoğrafçı ve yönetmen Reuben Wu, son serisi “Thin Places” ile doğal manzaralara ışıkla müdahale ederek dikkat çeken bir görsel dil oluşturuyor. Dronlar, lazerler ve uzun pozlamalarla çalışan sanatçı, ışığı adeta heykelsi bir araca dönüştürüyor. Celtic kültüründeki “Thin Places” kavramına gönderme yapan seri, fiziksel dünya ile ruhani alanlar arasındaki sınırların bulanıklaştığı coğrafi eşikleri araştırıyor. Wu, bu soyut alanları, doğaya zarar vermeden yalnızca ışıkla şekillendiriyor. Wu, çekimlerini tamamen analog bir süreçle, 102MP’lik Fujifilm GFX100RF orta format kamera ve manuel ışık yönlendirme teknikleri kullanarak gerçekleştiriyor. Fotoğraflar tek pozlamayla, sahada, gerçek zamanlı olarak oluşturuluyor. Post-prodüksiyona başvurmadan hazırlanan bu görüntüler, Dünya üzerindeki ama sanki başka bir gezegenden gelmiş gibi duran manzaraları yansıtıyor. Seride öne çıkan karelerden biri olan “Surface Tension”, ışıksız bir gecede tuz gölü üzerinde çekildi. Özel bir hava lazeri kullanılarak su yüzeyinin hemen üzerinde süzülen ışık, tuz kristallerini yıldızlar ve yansımaları arasında büyüleyici bir şekilde gözler önüne seriyor. #ReubenWu #ThinPlaces #DroneSanatı #IşıkSanatı #FotoğrafSanatı #DoğaFotoğrafçılığı #AnalogFotoğrafçılık #LazerIşıkSanatı #SpekülatifTasarım #GörselSanat #SanatVeTeknoloji
- Thom Yorke ve Stanley Donwood Venedik’te: “No Go Elevator” Sergisi 2026
Venice Biennale atmosferiyle eş zamanlı olarak, Thom Yorke ve Stanley Donwood imzalı “No Go Elevator (not without no keycard)” sergisi, Venedik’te özel bir galeride 6 Mayıs–7 Haziran tarihleri arasında açılıyor. Mürekkep çizimleri, ani lekeler ve düzeltmelerle şekillenen eserler; izole manzaralar ve anıtsal yapılar üzerinden karanlık bir görsel evren kuruyor. Sergi metinleri ise deneyimi yönlendiren kavramsal bir “parça listesi” işlevi görüyor. İkili, 2025’te Ashmolean Museum’daki “This Is What You Get” retrospektifinin ardından üretim süreçlerini dönüştürerek dijital tekniklerden uzaklaşıp fiziksel resme yöneldi. The Bends dönemine uzanan iş birlikleri, bugün ses bağlamından bağımsız yeni bir görsel dile evriliyor. Yorke ve Donwood, aynı tuval üzerinde dönüşümlü müdahalelerle katmanlı ve yoğun kompozisyonlar üretirken, bu sergiyle çalışmalarını albüm estetiğinden çıkarıp doğrudan çağdaş sanat alanına taşıyor.
- Nike SB Dunk Low "Polaroid"
Sokağın devinimine ayak uydurmak için Nike'ın ilk sarıldığı silüetlerinden biri olan SB Dunk Low bambaşka bir yorumla bir kez daha karşımızda. 1937'den beri dünyayı değiştiren markalardan biri diyebileceğimiz Polaroid işbirliğinde gelen SB Dunk Low tasarım diline sadık kalarak Polaroid'in gökkuşağı logosuna vurguyla geldi. İç içe geçmiş üç renkli "swoosh"uyla ön plana çıkıyor. Beyaz kauçuk taban üzerine siyah deri yüzeyleri topukta beyaz dönen model çiftin her bir tekine ayrı ayrı nakşedilmiş markalamayla zenginleştirilmiş.
- Vhils’in katmanlarla dolu sanatı MUCA'da: Strata Sergisi ziyarete açıldı
Şimdi, Münih’teki Museum of Urban and Contemporary Art (MUCA), sanatçının 20 yılı aşkın üretimini “Strata
- Tower of London'da 30.000 seramik gelincik: II. Dünya Savaşı'nın 80. yılı anısına
II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yılı anısına, Tower of London’da 30.000 seramik gelincik yeniden sergilenmeye başlandı. İlk olarak 2014’te Paul Cummins ve Tom Piper’ın hazırladığı “Blood Swept Lands and Seas of Red” adlı anıtsal sanat eserinin bir parçası olan bu gelincikler, bu kez savaşın sonunu ve kolektif hafızayı onurlandırmak için “The Tower Remembers” adıyla sergileniyor. Beyaz Kule önünde yarayı andıran bir krater formunda yerleştirilen gelincikler, savaşın acı izlerini görselleştiriyor. Açılışa Kraliçe Camilla ile birlikte iki D-Day gazisi de katıldı. Ziyaret, 11 Kasım 2025 Armistice Günü’ne kadar devam edecek.
- KAWS, 30 Metrelik Robot COMPANION ile Hangzhou’da: KAWS Geri Döndü
KAWS ve AllRightsReserved, KAWS projesinin yeni durağında Çin’in Hangzhou kentini dev bir COMPANION heykeliyle buluşturuyor. West Lake kıyısındaki Orioles Singing in the Willows alanına yerleştirilen 30 metre uzunluğundaki robot formundaki heykel, 24–27 Eylül tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Osmanthus çiçeğinden ilham alan sarı rengiyle dikkat çeken eser, Ay’a doğru uzanmış pozuyla geleneksel Çin kültürünü çağdaş teknolojiyle bir araya getiriyor. Ziyaret ücretsiz. Hangzhou’nun dijital ekonomi ve robotik alanındaki kimliğine gönderme yapan heykel, özel bir koleksiyonla da destekleniyor. Yaklaşık 10 inç boyundaki robot COMPANION figürü parlak sarı ve mat siyah renk seçenekleriyle satışa çıkarken, koleksiyonda kıyafetler, seramik kupa, bronz tütsülük ve Çin çay kültüründen esinlenen özel bir çay seti de bulunuyor. Sınırlı sayıdaki ürünler 24 Eylül’de DDT Store üzerinden çevrimiçi satışa sunulacak; aynı gün WESTLAKE 66’da açılacak pop-up mağaza ise 7 Ekim’e kadar açık kalacak.
- Ai Weiwei, İlk 24 Saatlik Canlı Performansı “Sewing a Button”ı Gerçekleştiriyor
Çağdaş sanatın en etkili isimlerinden Ai Weiwei, kariyerinin ilk uzun süreli canlı performansı “Sewing a Button” ile izleyicilerin karşısına çıkıyor. 3 Temmuz’da Manchester’daki Aviva Studios’ta gerçekleşecek 24 saatlik performans, sanatçının 2011 yılında yaşadığı gizli gözaltı sürecini yeniden canlandırıyor. Ai Weiwei, performans boyunca özel olarak inşa edilen hücre replikasında yemek yiyecek, uyuyacak, çalışacak ve yazı yazacak. Dokuz oyuncunun gardiyan ve doktorları canlandırdığı performans, elektronik müzik ikilisi Space Afrika’nın canlı atmosferiyle destekleniyor. Etkinlik, 2 Temmuz–6 Eylül tarihleri arasında düzenlenen “Button Up!” sergisinin merkezinde yer alıyor. Sergi; düğme metaforu üzerinden küreselleşme, sömürgecilik, ticaret ve imparatorluk kavramlarını ele alırken, Ai Weiwei’nin “History of Bombs”, “Eight-Nation Alliance Flag”, “La Commedia Umana” ve “Circle of Animals” gibi önemli eserlerini de bir araya getiriyor. Performansı Manchester’da izleyemeyen sanatseverler ise etkinliği Factory International’ın internet sitesi üzerinden canlı olarak takip edebilecek.
- Bruce Springsteen'den yeni albüm
Street of Philadelphia, Dancing in the Dark, Thunder Road, Glory Days gibi bir çok hit parçaya imza atmış Bruce Springsteen uzun amandır bir üyesi olduğu E Street Band ile birlikte çıkaracağı yeni albümü Letter
- Refik Anadol'dan Yapay Zeka Sanatı: Living Architecture: Gehry
Refik Anadol, Guggenheim Bilbao’daki Living Architecture: Gehry sergisiyle yapay zeka destekli sanatı bir adım öteye taşıyor. Ünlü mimar Frank Gehry’nin eserlerini yapay zeka ile yeniden yorumlayan Anadol, açık erişimli görseller ve arşiv materyalleriyle zengin bir veri seti kullanıyor. Sürdürülebilir bilişimle desteklenen özel bir yapay zeka modeli, Gehry’nin mimari projelerinin sanatsal ve yapısal karmaşıklığını analiz ederek benzersiz görseller oluşturuyor. Kerim Karaoğlu'nun AI destekli ses tasarımıyla güçlenen bu etkileyici sergi, izleyicilere sürükleyici bir deneyim sunuyor. Fotograflar © Refik Anadol, Bilbao 2025
- Ayumi Shibata’nın kağıttan heykelleriyle ışık ve gölgenin dansı: “Poem of Life”
Sanatçının son sergisi olan “Micro and Macro Universe of Paper Art”, bu yaklaşımını bir adım ileri taşıyor
- Bruce Springsteen’den Politik Çıkış: “Streets of Minneapolis”
Bruce Springsteen, yeni şarkısı “Streets of Minneapolis” ile ABD’deki güncel politik gerilimlere doğrudan
- Banksy'nin tüm işleri bu kitapta
arasında en ilgi çekenleri ise Banksy'nin adeta bir şova çevirdiği Dismaland'i, Sotheby's'in bir açık arttırmasında heykellerden oluşan The Walled of Hotel'i sayabiliriz. foto: Banksy etiketler: banksy sokak sanatı street art kitap sanat grafiti
- Tadashi Kawamata’dan Over Flow
2018 yılında Lizbon’daki MAAT Müzesi’nde sergilenen Tadashi Kawamata’nın over flow enstalasyonu , ilk bakışta devasa bir çöp yığını gibi görünüyordu. Ancak dikkatli incelendiğinde, bu atıkların boşlukta asılı durduğu ve ziyaretçilerin adeta bir okyanusun içine adım attıkları hissini verdiği ortaya çıkıyordu. Plastik atıklardan oluşan bu etkileyici yerleştirme, insan faaliyetlerinin çevresel etkisini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. Bu çalışma, Avrupa’daki birçok sanat kurumunun ortaklaşa düzenlediği Eco-Visionaries sergisinin bir parçasıydı. Son on yılda sanat dünyası ekolojik meseleleri daha fazla ele almaya başladı. Olafur Eliasson’un Ice Watch projesi, Superflex ve Tomás Saraceno’nun çevresel sanat çalışmaları ve hatta New York’ta açılan ilk İklim Müzesi, bu değişimin örnekleri arasında yer alıyor. Ancak 2024 itibarıyla bu konular sanat dünyasında eskisi kadar ilgi çekmiyor gibi görünüyor. Hyperallergic’in en iyi 50 sergi listesinde, ekoloji temalı eserler artık daha geri planda kalmış durumda. Sanat dünyasında bir zamanlar ön planda olan ekolojik meseleler, günümüzde izleyicilerde bir tür “konu yorgunluğu” yaratmış olabilir mi? Sanatın toplumsal gerçeklerden bağımsız olması gerektiğini savunanlar olsa da, günümüzde sanat, politik ve sosyal değişim için güçlü bir araç olarak da değerlendiriliyor. Ekolojik kriz, insan hakları ve sosyal adalet gibi konulara yeni bakış açıları kazandırma potansiyeline sahip. Eğer sanatın dünyayı şekillendirme gücü olduğuna inanıyorsak, çevresel felaketler sonrası geleceği hayal etmek için de sanata ihtiyacımız var. © MAAT; photo by Bruno Lopes
- Takashi Kuribayashi’den Doğayla Sanatın Buluştuğu Sauna: Oya Genkiro No. 6
Takashi Kuribayashi’nin Oya Genkiro No. 6 Projesi: Buhar, Şifa ve Görünmeyenin Sanatı Tokyo'nun hemen kuzeyindeki Tochigi kırsalında, ilk bakışta dev bir ağaç kütüğüne benzeyen etkileyici bir yapı yükseliyor. Ancak içine adım attığınızda, yüzlerce aynayla kaplanmış iç yüzey gözler önüne seriliyor. Japon sanatçı Takashi Kuribayashi ’nin son eseri olan Oya Genkiro No. 6 , yerel hinoki (selvi) ağaçlarından inşa edilmiş 18 metrelik etkileyici bir yerleştirme olarak karşımıza çıkıyor. Kütüğün içindeki bu görkemli aynalar, dış kabuğun doğal dokusuyla çarpıcı bir tezat oluşturuyor. Ancak yapı yalnızca görsel bir deneyimle sınırlı değil; içine ilerledikçe ziyaretçileri çok katmanlı bir sauna deneyimi bekliyor. Parlak ahşap ve camla çevrili bu dikdörtgen yapı, 38 taş blok üzerine inşa edilmiş. İçeride ise tıpkı bir meditasyon alanı gibi damlayan buhar sesi ve odun sobasından gelen çıtırtılar huzur yaratıyor. Kuribayashi projenin internet sitesinde, “İçerideki yoğun buhar nedeniyle bir metre ötesini görmek imkânsızlaşıyor. Ancak otlar ve şifalı bitkilerden yayılan koku, tüm duyularınızı harekete geçiriyor,” ifadeleriyle deneyimi tanımlıyor. Büyük bir kazan içinde kaynatılan bu bitkiler, buhar borularıyla saunanın içine aktarılıyor. Oya Genkiro’nun Anlamı: Buharın Gücü ve Fukushima’ya Sanatsal Bir Yorum “Oya Genkiro” ismi, Japonca’da “nükleer reaktör” anlamına gelen genshiro ile “sağlıklı” anlamındaki genki kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Bu isim, Tochigi’ye yalnızca birkaç mahalle uzaklıktaki Fukushima Daiichi Nükleer Santrali ’ne gönderme yapıyor. 2011’deki tsunaminin ardından yaşanan felaket, atmosfere ve okyanusa radyoaktif madde sızmasına neden olmuştu. Kuribayashi bu projeyle, buharın hem yıkıcı hem de iyileştirici gücüne dikkat çekiyor. Buhar, bir yandan nükleer felaketlerde tahrip edici olabilirken, diğer yandan saunada bir şifa aracı olarak yeniden hayat buluyor. Sanatçının genel pratiğinde olduğu gibi, burada da görünmeyen şeylerin görünür kılınması ana tema olarak öne çıkıyor. Kuribayashi, “Gerçeklik görünmeyen yerlerde gizlidir. Gözle göremediğiniz bir dünyanın varlığını fark ettiğinizde, yaşama biçiminiz de değişmeye başlar,” diyerek izleyicilere alternatif bir algı kapısı aralıyor.
- Self Similar
Etkileyici bir sanat haber için bu sefer Abu Dhabi'ye gidiyoruz. Kamusal sanat girişimi Manar Abu Dhabi çatısı altındaki Self Similar adlı çalışma Amerikalı sanatçı Jim Denevan imzası taşıyor. Self Similar'ın büyüklüğünü anlamak için ilk olarak sayılardan bahsedelim. Çalışma eşmerkezli 19 daire üzerine elle şekillendirilmiş 448 adet piramit ve tümsekten oluşuyor. Yaklaşık 1 kilometrekarelik bir alana yayılan eser en yüksek moktası 27 metreye ulaşıyor. Denevan "kurguladığı geçici mekanların yarattığı manzara" içinde bir deneyim yaşatmasını amaçlıyor. Tümsek ve piramitlerin arasında gezerek bu deneyimi elde etmenin yanı sıra iki gözlem tümseğinden de eserin bütününü tepeden görme şansına sahip oluyorsunuz. Devler ve cüceler hikayesi gibi içinde kendinizi küçük hissedebileceğiniz gibi esere hakim bir kudreti hissedebileceğiniz bir açıyı da size sunuyor Self Similar. Self Similar 30 Ocak 2024'e kadar ziyaret edilebiliyor.
- Ivân Argote x High Line / Dinosaur
Kolombiyalı sanatçı Ivân Argote'nin dev güvercini Nwe York High Line'yükseliyor. Dinazor adındaki alüminyum panel üzerine el boyaması eser insan ve güvercin boyutlarını tersine çevirerek güvercine pasif bir hakimiyet atfediyor. Seçilen sanat eserlerini şehir manzarasının parçası haline getirmeyi görev edinmiş sanat birliği High Line Plinth tarafından sipariş edilen eser devam eden bir seçkinin 4. eseri olarak sergileniyor. Öncesinde Simone Leigh'den Brick House (2019), Sam Durant'tan Untitled (2021), Pamela Rosenkranz'dan ise Old Tree adlı eserler sergilenmişti. Ivân Argote High Line işbirliğinde sergilenen Dinosaur 18 ay boyunca 10. Cadde ile 30. Sokak'ın kesiştiği noktada sanatseverlerle buluşacak. fotograflar: Ivan Argete/The High Line
- Marni x HOKA işbirliği: Sanat ve performansın buluşması
uzmanlığını Marni’nin cesur ve sanatsal dokunuşlarıyla buluşturan Marni x HOKA Bondi B3LS, Warhol’un pop-art
- Vans'den bir ilk
Sokak modasının lider markalarından Vans ürün gamına yepyeni bir seri kattı. Klasik Slip-on silüetini farklı bir seviyeye taşıyan Vans ilk kez tamamen durulanabilir bir modeli sunuyor. Ressam, heykeltraş ve aynı zamanda bir sörfçü olan Chris Johanson'un da tasarım sürecine dahil olduğu Trek Slip-On dayanıklı malzemeden tek parça enjekte edilmiş yapı üzerine kurgulanmış. Slip-On ailesinin alametifarikası dama tahtası desenlerinin drenaj deliklerine evrildiği yorumda topuktan parmak uçlarına kadar uzanan bağlantılı kanallarla su tahliyesi kolaylaştırılmış. Farklı maceralara ayak uydurabilmesi adına ıslak ve kuru zeminlerde tutunmayı en üst düzeyde tutmayı hedefleyen Vans tasarım ekibi büyük boyutlu ters waffle tabanda karar kılmış. Trek Slip-On deniz mavisi, üzüm yaprağı yeşili, siyah ve Chris Johanson'un ismiyle anılan benekli "swirl" renk kartelası ile birlikte 55$ fiyatıyla raflardaki yerini aldı.
- David Popa'dan...
Daha önce Suudi Arabistan çöllerinde karşılaştığımız Finlandiyalı sanatçı David Popa bu sefer ana kütlesinden kopmuş bir buzul üzerinde çıktı karşımıza. Kömür, tebeşir ve doğal pigmente sahip biyobozunur boyalarla devasa çalışmalara imza atan sanatçı bu çalışmasında yaşadığımız gerçekliğin geçiciliği, geçici doğallık gibi başlıkları irdeliyor.



















