Search Results
Search results for "street art"
"street art" için bulunan sonuçlar
- Jr.'dan Jeanne-Claude ve Christo'ya bir saygı duruşu: Projet Pont Neuf
1985 yılında Christo ve Jeanne-Claude, Paris’in en eski köprüsü olan Pont Neuf ’ü 41.800 metrekare altın kumaşla kaplayarak unutulmaz bir enstalasyona imza attı. 13 kilometre halat ve 12 ton çelik kablo kullanılan bu proje, 300 uzmanın 10 yıllık çalışmasının sonucu olarak hayata geçti ve sadece iki hafta içinde üç milyon ziyaretçiyi ağırladı. Tam 40 yıl sonra, Fransız sanatçı JR . , ikilinin mirasını onurlandırmak için Projet Pont Neuf ile benzer bir girişime hazırlanıyor. Eylül 2025’te sergilenecek olan projede, köprü devasa kaya oluşumlarıyla yeniden şekillendirilecek. Bu tasarım, Paris’in ünlü taş yapılarının kaynağı olan taş ocaklarına atıfta bulunuyor. Proje, Christo ve Jeanne-Claude’un sanatın kamusal diyaloğu tetikleme gücüne olan inancını taşırken, JR, bu eserin hem bir saygı duruşu hem de bir meydan okuma olduğunu belirtiyor: “Sanat, çevremizi görme biçimimizi dönüştürür ve yeniler.” fotograf: Atelier Jr. © 2024 Jr.
- Saype / Moonwatch
Biyobozunur boyaları ile yeryüzünü renklendiren sanatçı Saype Swatch işbirliğinde gerçekleştirdiği Moonwatch serisi için Kenya çöllerindeydi. "Onun Cesur Rüyası" ve "Onun Parlak Rüyası" adındaki iki devasa fresk Moonwatch evrenini yeniden yorumluyor. Swatch'un sitesinde "bize büyük hayaller kurmamız, bilinmeyeni keşfetmeye devam etmemiz ve bir şeyler yapmanın yeni ve alışılmadık yollarını denemeye cesaret etmemiz için ilham veriyor." sözleriyle tanımlanan eserler toplamda 13 dönümlük bir araziyi kaplıyor. "Onun Cesur Rüyası"nda çölün kurak yüzeyini kendine tuval olarak seçen küçük kız tebeşiriyle, odaklanmış bir şekilde, bir dünya resmederken dünya ve ötesine dair düşüncelere dalmış gibi görünüyor. "Onun Parlak Rüyası"nda ise elindeki fenerle gökyüzünü aydınlatmaya çalışan çocuk evrenin sınırlarını keşfetmeye çalışıyor. Saype bu iki eseri kurgulayıp ortaya çıkarırken sırtını dayadığı motivasyonu ise; “İnsanoğlu, dünyanın dört bir yanında çok eski zamanlardan beri yıldızları dikkatle izliyor. Akşamları gözlerimizi gökyüzüne kaldırdığımızda, hepimiz merak içinde birer çocuk oluyoruz. Kısa ömürlü iki freskim de bize bunu anlatıyor; zamanla olan ilişkimizi ve geride bıraktığımız izleri sorguluyor. Kendimi ifade etmek için Kenya'nın ay manzaralarının ortasında, insan olarak yön duygumuzu kaybetmemize neden olacak kadar gerçeküstü bir yeri seçtim. Swatch ve Omega arasındaki işbirliğinde olduğu gibi, bu evrensel bir rüyanın hikayesi; gece karanlığında bize çok yakın görünen bu evreni gezmek, yıldızlara uçmak, bir çocukmuş gibi oynamak.” sözleriyle özetliyor.
- Gelir mi dersiniz? Freddy Krueger temalı Nike Air Max 95
Cadılar Bayramı'na kısa bir süre kala Nike'tan Freddy Krueger göndermeli Air Max 95 yorumu geliyor olabilir. Kesin konuşamıyoruz çünkü henüz Nike tarafından paylaşılmış resmi bir bilgi yok. Sızıntı diyebileceğimiz bilgi ve fotograflar üzerinden yapılan yorumlara göre bu model Nike'ın Cadılar Bayramı koleksiyonunda yer alacak. Bu koleksiyonda, yine söylentilere göre, Drakula temalı bir de Air Trainer 3 yorumu olacak. 80'li yılların en korkutucu karakterlerinden biri olan ve efsanevi Elm Sokağı serisinin kötüsü Freddy Krueger'ın ünlü kazağından esinlenilen model itiraf edelim ki "ayakkabı cerrahı" olarak tanınan Dominic Ciambrone'un kurucusu olduğu Surgeon Studios tarafından tasarlanmış Air Jordan 1 Freddy kadar etkileyici ve korkutucu değil. Ancak çıkacak olursa bir çok sinema ve "sneaker" severi de kendine çekecek güzellikte olduğunu da söylemeden geçemeyiz.
- Vincent Leroy / Lenscape
Algımıza seslendiği çalışmalarıyla satırlarımızda sıklıkla yer verdiğimiz Vincent Leroy'un son durağı İzlanda'daki Fjallsálón oldu. Eşsiz doğasıyla bir çok gezginin rotasında yer alan buzdağı lagünlerinden birine de ev sahipliği yapan Fjallsálón'u tercih eden Leroy izleyicisini çokluluk üzerinden sonsuzluğa sürüklediği bu yeni çalışmasında da artık kendisiyle özdeşleştirdiğimiz merceklerine yer vermiş. Her biri farklı kesimlere sahip mercekler ile yanılsamalar üzerinden algımıza uzanan sanatçı doğayla olan ilişkimize yeni, sıradışı bir bakış açısı kazandırırken zihnimizin çevremizle olan bağını da sorgulatıyor. Vincent Leroy Lenscape adlı bu yerleştirmesinde sürüklenen buzul parçalarını, bulutları ve güneşi izleyiciye yakınlaştırarak bir gerçek dışılık yaratıyor. Sanatçı lensleri ile görüneni çoğaltırken, bilineni bozuyor ve inanılanı sorgulatıyor.
- Janet Echelman / Earthtime 1.26 Munich
ihtiyacı hissediyorum” diyen Echelman çevremizde meydana gelen ince değişimlere dair farkındalığımızı artıran
- Jordan Griska / Wreck
Brooklyn merkezli heykeltraş Jordan Griska'dan sıradışı bir eser Wreck/Enkaz... 2. Dünya Savaşı'ndan kalma bir B-52 bombardıman uçağıyla hazırladığı Grumman Greenhouse anıtsal heykeli, 2009 tarihli Icarus'u ve 2014'te akrilik malzemeden tasarladığı Dolos adlı çalışmalara imza atan Griska "güzellik, teknoloji ve mühendisliğin ölüm ve gerçeklikle çarpıştığı" bir işe imza atmış. Bir kazaya karışmış şekilde manipüle edilmiş bie video oyununda oluşturulan lüks bir araba modeline dayanan Wreck iki yıllık bir sürecin eseri. Griska 12.000 ayna görünümlü çelik parçadan oluşan eserin "kusursuz materyalleri ve mükemmel geometrisi temsil ettiği gerçeğin acımasızlığı ile taban tabana zıtlık içerdiğini" belirtiyor.
- Jr. Roma'da
10 gündür herhangi bir paylaşımda bulunmadık, bulunamadık. Hala yapacak çok işimiz, saracak çok yaramız olsa da akıl sağlığımızı yitirmeden, yaşadığımız cehennem sürecinden sonra ufak ufak hayata dönmeye çalışmak için oturduk bugün bilgisayarımızın başına. Yazacak çok konu birikti bu süreçte. İlk paylaşımımızda satırlarımızda sıklıkla yer verdiğimiz Jr.'dan. Floransa'da bulunan Palazzo Strozzi'de sergilediği La Ferita'nın dahil olduğu "trompe l'oeil" enstalasyon serisinin devamı olan bu yeni eser Roma'da bulunan Fransız Büyükelçilik binası Palazo Farnese'nin cephesini süslüyor. Fasadın ötesini açılmış sanal bir yaradan bizlere sunan sanatçı 600 metrekarelik bu çalışmasında şu günlerde tadilatta olan Palazzo Farnese'yi bir hayal üzerinden ulaşılabilir kılıyor. Duvarların ardında kalanı, ortaya çıkarmak için kurgulanan ve bir nevi röntgencilik eylemini de içinde n bu serinin en yeni eseri iskele üzerine sahiplenmiş alüminyum üzerine basılmış görsellerden oluşuyor. İnşaat alanının güvenliğini sağlayan çitler üzerine sabitlenmiş vinil brandalarla tamamlanan çalışma bir gerçeklik tasviri olarak özetleniyor.
- Jörg Gläscher'den C19/18
Almanya'nın Kasım 2020 ve Mart 2021 arasında yakalandığı Covid-19'un ikinci dalgasını yaşadığı yaşadığı karanlık günlerde kendini Hamburg yakınlarındaki bir ormana atan fotografçı Jörg Gläscher yaşadığı endişeyi temel alan bir çalışmaya imza attı. Dalları keserek doğaya zarar vermek yerine ormanın zeminine düşmüş çürümeye yüz tutmuş dalları toplayarak gerçekleştirdiği dalga formundaki yerleştirmelerinin her birini fotografladıktan sonra yok eden sanatçı dalları bir sonraki yerleştirmesinde tekrar kullanmış. C19/18 adını verdiği çalışmasına dalganın tanımıyla başlamış Jörg Gläscher. “Dalga, bir sistemin durumundaki periyodik bir salınım veya bir defalık bozulma değişikliğidir” cümlesinden yola çıkan sanatçı Almanya gibi her açıdan büyük ve güçlü bir devleti bile hareketsiz hale getirebilen doğanın gücünü dalga formuyla görselleştirmiş. Ormanın derinliklerinde oluşan ve gitgide büyüyerek bizleri vurmaya gelen bir gücü yansıtan çalışma korkuyla başa çıkmanın verimli halini bulmayı araştıran ve korkunun nevrotik hale gelmemesini vurgulayan The Diary Complex adındaki bir serinin parçası. fotograflar: https://glaescher.de/
- Saype Beyond Walls ile Benin'de
Fransız sanatçı Saype sekizinci ayağını geçtiğimiz aylarda İstanbul'da gerçekleştirdiği Beyond Walls projesinin onuncusunu Benin'in Ouidah ve Ganvie şehirlerinde gerçekleştirdi. Birbirini sıkıca kavramış iki kol ile dünyanın faarklı köşelerinde en büyük insan zincirini sembolize eden Saype birlik olmak, yardımlaşma, nezaket gibi kavramları sorguluyor. Tarihte yaşadığı onca acıya rağmen, ders almayıp arasına duvarlar ören insanoğluna birlikte yaşam çağrısında bulunan sanatçının son adresi Ouidah kumsalı ve Ganvie'nin kıyısında bulunduğu Nokoué gölü oldu. Ouidah'ı köle ticaretinde ana merkezlerden biri olmasından dolayı tercih eden sanatçı Ganvie'yi ise bu ticaretten kaçanların sığınma noktası olmasından dolayı seçmiş. Tamamen biyolojik, doğal pigmentlerden yapılan doğaya zarar vermeyen biyobozunur boyalar kullanan Saype iki yıllık süreçte üç kıtada, 37 çift eli 77.000 metrekareden fazla ayanı boyayarak mesajını veren Saype 700 litre boya kullanarak toplamda 1000 metrekareyi kaplayan 5 fresk oluşturmuş. fotograflar: Saype adına Valentin Flauraud
- Joe Black / Made in China
Küçük objelerle büyük portrelere imza atan sanatçı Joe Black'in son çalışmaları arasında en etkileyicilerden biri olan Made in China 2012 ne zamandır yazmak için beklediğimiz eserlerden biriydi. Fotporaf sanatının efsanelerinden biri olarak görülen Robert Capa'nın bir fotografını tasvir eden çalışma 5500 adet plastik askerden oluşuyor. 1938 Mayıs'ında Life dergisinin kapağında yer alan ikonik fotograf Çin Japon savaşını konu alan bir haberin görseli olarak kullanılmıştı. Her biri elle boyanmış plastik oyuncaklar Çin'de üretildiği için eserin adı da Made in China konmuş. Sıradan olanı beklenmeyi ortaya çıkaracak şekilde pikselleştiren sanatçı ormana bakarken ağaçları, ağaçlara bakarken ormanı odağımızdan çıkarmayı başarıyor.
- Ed Fairburn'den...
Tarzını topography ve pointilism kelimelerinin birleşiminden türettiği "topopointilism" kelimesiyle tanımlayan İngiliz sanatçı Ed Fairburn mürekkep, kurşun kalem ve boya gibi geleneksel malzelemeri kullanarak haritalardaki yolları, kontürler üzerinde kademeli olarak yaptığı değişiklikler ile insan formları ortaya çıkarıyor. Haritanın işlevselliği ile savaşmak yerine onu besleyerek koruduğunu söyleyen Fairburn figürünü ortaya çıkarırken senkronizasyonun ardındaki incelik derecesiyle ve tamamlanmış bir haritanın daha uzaktan bakıldığında bir portre gibi davranma biçimine odaklanıyor, detaylara girildiğinde portrenin ayrıntılarını yitirmesini ise bir paradoks olarak tanımlıyor.
- Daniel Popper'dan Thrive...
Artemis ve Apollo'nun annesi Leto'nun efsanevi hikayesine atıfla Mikonosta yarattığı heykeli Leto ve Çevre ve iklim sorunlarını bir kez daha izleyicisini içine alabilecek kemerli yapısıyla da etkileşimini arttırıyor
- Vhils'den Jose Saramago portresi
Vhils mahlası ile sokaklardan tanıdığımız Portekizli sanatçı Alexandre Farto'nun en son pandemi sürecinde São João Universitary Hospital Center'da çalışan sağlıkçıları yüceltmek için yaptığı duvar kazılamarını konu etmiştik. İlk kez 2007'de Scratching The Surface projesi'nde sıradışı yaklaşımını ortaya koyan sanatçının son çalışması Nobel ödüllü yazar José Saramago'ya bir saygı niteliğinde. Akla ilk gelen Umut Tarlaları, Kabil ve Küçük Anılar gibi unutulmaz romanların yanında denemeler, oyunlar, öykü ve şiirler de kaleme alan yazarın portresi Portekiz'in atlantiğe bakan kayalıklarına Vhils tarafından kazındı. Vhils'den jose saramago portresi Yazarın The Stone Raft romanında taş bir filikada okyanusun gelgitleriyle kaos, değişim, kader ve varoluşsal sorgulamalar içerisindeki karakterleri gibi Saramago'nun portresi de gelgitler ile mücadele ediyor. Doğanın gücü karşısında muhtemelen belirli bir zaman sonra yok olup gidecek çalışmayı Vhils "bir sanatçının gerçek armağanı, ne kadar geçici olursa olsun, evrensel anlam taşıyan ve dolayısıyla sonsuza dek süren işler yaratmaktır. José Saramago'nun sözleri ve eseri, yazıldığı gün olduğu kadar bugün de geçerli olarak, zaman içinde yankılanıyor. Zamanımızın en parlak beyinlerinden birine bir saygı duruşu olarak bu hayattan daha büyük parçayı yaratmak benim için bir onurdu. Ne kadar büyük veya ne kadar güçlü olursa olsun, asla onun mirasının büyüklüğüne ulaşamayacak - sadece onun eseri gibi, zamanın erozyonuna karşı hayatta kalabileceğini umuyorum." sözleriyle paylaştı. Vhils'den jose saramago portresi
- Justin Bateman'dan mozaikler...
"Çakıl taşları benim piksellerimdir" diyerek yola çıkan sanatçı Justin Bateman doğadan topladıklarıyla doğaya bıraktığı portreler yaratan bir isim. Tarihi karakterlerden günümüzün ünlü isimlerine kadar geniş bir yelpazede portreler yaratan sanatçı deniz kenarından yüksek tepelere kadar farklı doğa ortamlarında topladığı her bir çakılı tuvalinde yeni bir fırça darbesi gibi kullanan Bateman Tibetli rahiplerin mandalalarından ilhamla geçici eserler ortaya koyuyor. Yaşamın sınırlı oluşu ve doğanın her şeyi geri alabilme gücünü tuvallerinin temeline koyan Bateman her bir mozaği sonunda yok olacak olsa da çektiği fotograflarla tarihe notunu bırakıyor. Kraliçe Elizabeth'den, Picasso'ya, Frida Kahlo'dan Monalisa'ya, Dostoevsky'den Leonardo Da Vinci'nin bitmeyen eseri La Scapigliata'ya kadar birbirinden değerli eserleri ortaya koyan sanatçının son çalışması ise 11 gün süren ve 3500 çakıl taşından oluşturulmuş Atatürk portresi olmuş.
- Vhils'den Portal...
Eserlerini sokaklarda ve yapı cephelerinde görmeye alıştığımız ve devasa yüzeyleri kazıyarak ya da oyarak yaptığı işlere aşina olduğumuz Portekizli görsel sanatçı Vhils Portal adını verdiği kişisel sergisini Bologna'daki Magma Gallery işbirliğinde gerçekleştirdi. Halka açık tarihi bir mekan olan Ex Chiesa di San Mattia'da konumlanan sergi Vhils ile özdeşleşen oyma tekniği ile dönüştürülmüş ve yeni bir hayata sahip olmuş kapılardan oluşuyor. Her biri terk edilmiş, metruk binalardan toplanan kapılar izleyicisini gözlemin ötesine geçirip bir anlama sürecine davet ediyor. Eserlerinde sıklıkla yerel karakterlerin portrelerine yer veren sanatçı Portal sergisinde yer alan kapılara da Bologna sakinlerinin portrelerini oymuş. Yansıttığı çevreden beslenmeyi seven sanatçı büyük ölçüde farkedilmeyen, basit bir zorunluluk nesnesi olarak görülen veya amaçlarından sıyrıldıklarında anlamsızlaşan bölmeler olarak algılanan kapıları keşif için verimli bir zemin olarak belirlemiş. Pandemi sürecinde birbirinden uzaklaşan insanların izolasyon, korku, yalnızlık ve keskin bir şekilde kısıtlanan özgürlük duygusuyla karşı karşıya kaldıkları bir dönemde sergilenen bu anıtsal yerleştirme sahiplik ve özgürlük, geçirgenlik inzivaya çekilme ve katılım, geçirgenlik ve geçirimsizlik gibi karşıt fikirleri sorguluyor. “Portal”, kendi kapısını açmaktan mahrum kalmanın çaresizliğini yaşayan herkese saygı duruşunda bulunuyor. Tasvir edilenlerin isimlerini ve hikayelerini bilmediğimiz anonim kişiler olması da "toplumsal temsilin net bir takdiri" olarak sunuluyor. Onların biz, bizim de onlar olduğumuz anlayışını vurgulamayı amaçlayan Portal yabancılarla bir topluluk hissi yaratırken, empatiyi de yüceltiyor. Portal'ın konumlandırılması için eski bir kilisenin seçilmesi de aslında mekanın da kapılar gibi eski amacından uzaklaşmış olsa da anlamını koruyor olması. Asıl amaçlarından yoksun bırakılmış olsalar da kilise hala bir kilise, kapılar da hala birer kapı. Her ikisi de hala bir geçişi temsil ediyor, farklı ve dönüşmüş bir geçicilik türüne geçişi temsil ediyorlar. Her ikisi de hala arkasındaki bilinmeze ışınlayacak birer "portal" olarak orada duruyor.
- Bu bir halı değildir
travmalarını somutlaştırdığı çalışması Childhood Memories adlı yerleştirmesini Museum of Contemporary Art
- Savaşa hayır!
Gerilla sanatın güzel örneklerinden biri de New Yorklu bir grup sanatçı ve aktivistten geldı. Guggenheim rotundasını kendilerine tuval olarak seçen sanatçıların odağında Ukrayna'daki savaş vardı. Sanatçılar müzede uçurdukları 350 adet kağıt uçak ile dikkatleri çekmeyi başardı. Sanatçılar 5 Mart'ta gerçekleştirdikleri bu eylem ile Ukrayna üzerinde NATO destekli uçuşa yasak bölge oluşturulması için destek aradılar. Her bir uçağın üzerine yazılan yazılarda ise Biden'a yönelik bir çağrı yer alırken müzede bulunan sanatseverlere de bu tepelerinde uçan bu uçakların kağıttan değil de çelikten olması halinde neler hissedebilecekleri soruldu. fotograflar: Katya Pavlevych
- Jr'dan La Ferita
Geçtiğimiz günlerde küresel güçteki tarım firmalarının aile çiftlikleri üzerindeki adaletsiz ve denge tanımaz baskısına dikkat çektiği Homily to Country adlı eseriyle satırlarımızda yer verdiğimiz Fransız sanatçı Jr. bizi kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Floransa'da bulunan Palazzo Strozzi'nin cephesinde karşımıza çıkan sanatçının bu sefer konub başlığı pandemi sürecinde kültür ve sanatın erişilebilirliği olmuş. La Ferita (Yara) adlı çalışma Floransa'nın en ikonik ve önemli sanat eserlerine ev sahipliği yapan binanın cephesinde açılmış devasa bir "yara" görüntüsüyle ulaşılamayanı, hayal de olsa ulaşılabilir kılıyor. Rönesans sarayının cephesinde yer alan anamorfoz, küresel çapta, kapanmak zorunda kalıp yara alan müze, tiyatro ve kütüphaneler gibi kültür kurumlarının yaşadığı süreci sembolik bir yara üzerinden düşündürüyor. Duvarların ardında kalanı, ortaya çıkarmak için kurgulanan ve bir nevi röntgencilik eylemini de içinde barındıran La Ferita bir gerçeklik tasviri olarak özetleniyor.
- Murat Yıldırım'dan
Dokularla olan ilişkisini Furry Artworks'ünde de bize yansıtan sanatçı bu çalışmasında ortaya koyduğu
- Adam Parker Smith - Crush
Alıştığımız, sıradanlaştırdığımız, bilindik formların dışına çıkarak kendini ilginin odağına oturtan çalışmalardan biri Adam Parker Smith'in Crush serisi. Los Angeles'daki Hole Galeri'de sergilenen Crush sanatçının stilistik mizah anlayışını ve klasik biçimlerin geçerliliğine yönelik sürdürdüğü araştırmanın ürünü. Crush sanatçı için malzeme ve ölçek açısından anıtsal bir ayrılığı simgeliyor. 20 Ağustos'a kadar ziyaret edilebilen sergide Smith yedi eksenli indirgeyici bir robot desteğinde çalışan usta oymacıların elinden çıkmış 5 heykel ile yer alıyor. Antik dünyaya bir saygı da barındıran çalışmada sanatçı Belvedere'li Apollo, Cupid Triumphant, Bernini'nin David'i gibi eserleri radikal bir dokunuşla yeniden şekillendiriyor. Crush klasiklere olan bakış açımızı ve onlarla kurduğumuz ilişkiyi yabancılaştırma üzerinden tekrar sorgulatıyor. Sunduğu bu patika kabul gören ya da kabullenileni 1 metreküplük bloklarda yoğunlaştırarak stoklanabilecek, sevk edilebilecek ve ölçülebilecek türden formlara indirgiyor.



















