Search Results
Bu sitede ara
Boş arama ile bulunan sonuçlar
- Vhils'den Portal...
Eserlerini sokaklarda ve yapı cephelerinde görmeye alıştığımız ve devasa yüzeyleri kazıyarak ya da oyarak yaptığı işlere aşina olduğumuz Portekizli görsel sanatçı Vhils Portal adını verdiği kişisel sergisini Bologna'daki Magma Gallery işbirliğinde gerçekleştirdi. Halka açık tarihi bir mekan olan Ex Chiesa di San Mattia'da konumlanan sergi Vhils ile özdeşleşen oyma tekniği ile dönüştürülmüş ve yeni bir hayata sahip olmuş kapılardan oluşuyor. Her biri terk edilmiş, metruk binalardan toplanan kapılar izleyicisini gözlemin ötesine geçirip bir anlama sürecine davet ediyor. Eserlerinde sıklıkla yerel karakterlerin portrelerine yer veren sanatçı Portal sergisinde yer alan kapılara da Bologna sakinlerinin portrelerini oymuş. Yansıttığı çevreden beslenmeyi seven sanatçı büyük ölçüde farkedilmeyen, basit bir zorunluluk nesnesi olarak görülen veya amaçlarından sıyrıldıklarında anlamsızlaşan bölmeler olarak algılanan kapıları keşif için verimli bir zemin olarak belirlemiş. Pandemi sürecinde birbirinden uzaklaşan insanların izolasyon, korku, yalnızlık ve keskin bir şekilde kısıtlanan özgürlük duygusuyla karşı karşıya kaldıkları bir dönemde sergilenen bu anıtsal yerleştirme sahiplik ve özgürlük, geçirgenlik inzivaya çekilme ve katılım, geçirgenlik ve geçirimsizlik gibi karşıt fikirleri sorguluyor. “Portal”, kendi kapısını açmaktan mahrum kalmanın çaresizliğini yaşayan herkese saygı duruşunda bulunuyor. Tasvir edilenlerin isimlerini ve hikayelerini bilmediğimiz anonim kişiler olması da "toplumsal temsilin net bir takdiri" olarak sunuluyor. Onların biz, bizim de onlar olduğumuz anlayışını vurgulamayı amaçlayan Portal yabancılarla bir topluluk hissi yaratırken, empatiyi de yüceltiyor. Portal'ın konumlandırılması için eski bir kilisenin seçilmesi de aslında mekanın da kapılar gibi eski amacından uzaklaşmış olsa da anlamını koruyor olması. Asıl amaçlarından yoksun bırakılmış olsalar da kilise hala bir kilise, kapılar da hala birer kapı. Her ikisi de hala bir geçişi temsil ediyor, farklı ve dönüşmüş bir geçicilik türüne geçişi temsil ediyorlar. Her ikisi de hala arkasındaki bilinmeze ışınlayacak birer "portal" olarak orada duruyor.
- The Shrink Next Door'dan tanıtım filmi
12 Kasım'da yayınlanacağı duyurulan Apple TV+ dizisi The Shrink Next Door'un ilk tanıtım filmi yayınlandı. 2004 ve 2013 yılları arasında yayınlanan Anchorman üçlemesinde de bir arada rol alan Paul Rudd ve Will Ferrell'ı tekrar buluşturan The Shrink Next Door gazeteci Joe Nocera tarafından aynı isimle kaleme alınan ve 2019'da yayınlanan 9 bölümlük podcast serisinden bir uyarlama. The Shrink Next Door psikiyatrist Dr. Isaac Herschkopf ile uzun süredir hastası olan Martin'in görünüşte normal başlayan ilişkilerinin manipüle edilişini ve güç gaspı ile işlevsizlikle dolu sömürücü bir ilişkiye dönüşmesini konu alıyor. Emmy ödüllü senaristlerimizden Georgia Pritchet'in yazdığı seri yazarlığından çok yönetmenliğini ön plana çıkarmaya başlayan ve The Big Sick ile dikkatleri toplayan Michael Showalter tarafından çekilmiş.
- Will...
Will Smith otobiyografisini 9 Kasım'da yayınlayacağını Instagram hesabı üzerinden duyurdu. Everything Is Fucked: A Book About Hope ve The Subtle Art of Not Giving A Fucking kitaplarının yazarı ve aynı zamanda bir "blogger" olan Mark Manson'ın yardımcı yazar olarak Will Smith ile birlikte kaleme aldığı kitap sanatçının doğup büyüdüğü Philadelphia yıllarından şöhret basamaklarını tırmandığı günlere kadar geçen zamanı anılar eşliğinde aktaracak. Will adını alan otobiyografi Smith tarafından "kendini tanımanın derin bir yolculuğu" olarak tanımlanıyor ve "geride bıraktığı her şeyle bir hesaplaşma" olarak özetleniyor. Will Smith'in hayatının beş farklı döneminin katmanlarını içeren kitap kapağı ise görsel sanatçı Brandan Bmike Odums tarafından tasarlanmış. Will için ön sipariş vermek isterseniz bu bağlantıya göz atabilirsiniz.
- Dan Rawlings'den Future Returns
Sevilmeyen ve unutulan kalıntılara duyduğu sempatiyi ve doğanın esnekliğine olan hayranlığını harmanlayarak ortaya çıkardığı eserleriyle tanıdığımı İngiliz heykeltraş Dan Rawling son çalışmasını Scunthorpe'da yer alan ve bir 19. yüzyıl kilisesi olan St. John'da sergiledi. İnsanoğlunun geleceği düşünmeden, hunharca müdahale ettiği doğanın tüm güzelliğini geri kazanacağı bir vizyondan beslenen sanatçı Future Returns adını verdiği yerleştirmesiyle "hayali bir uzak gelecekte, vahşi doğada yer alan bir kamyonu" tasvir ediyor. Fosil yakıt taşımakla görevli ama eskimeye yüz tuttuğu için endüstri tarafından tercih edilmeyip unutulmaya bırakılmış bir aracı alıp sanat eserine çeviren sanatçı doğanın da kendisinden ne alırsak alalım, onu geri almak için bir yol bulduğunu belirtiyor. Rawling çalışmalarında sıklıkla rastladığımız çevresel bir mesajı içeren Future Returns kar ve kazançtan başka bir şey görmez olan insanlara hiç kömür deposu, maden ocağı, petrol platformu ya da çelik fabrikası görmemiş olsa, varlığından haberdar olmasa bile yaşam tarzıyla bunları beslediğini göstermeyi hedefliyor. Daha önce yol tabelaları, yangın söndürücü gibi küçük objelerin yanı sıra uçak ve tahıl ambarları gibi devasa yüzeyleri de oyarak mesajlarını iletmiş olan Rawling 11 metreye yakın olan bu atıl vaziyetteki tankeri 4 aylık bir süreçte adete bir ormana çevirmiş. Orman görünümlü bu çelik iskelet sergiyi düzenleyen organizasyon 20-21 tarafından "doğanın tepki verme gücünü araştıran güçlü bir yerleştirme olarak" tanımlanırken bizleri de ticarileşmedeki payımızı ve bunun doğal çevremiz üzerimizdeki etkisini sorgulamamızı hedefliyor. fotograflar: Dan Rawling - 20-21 Visual Arts Centre
- Adamlar'dan Küçüğüm yorumu
Utanmazsan Unutmam ile vicdanımızı yerinden söküp alan ve bir süredir yeni albüm için stüdyoda olduklarının duyumlarını aldığımız Adamlar'dan biz yeni albüm haberini duymayı beklerken bir Sezen Aksu parçası olan Küçüğüm yorumu geldi. Tolga Akdoğan, Gürhan Öğütücü, Berkan Tilavel'in Emre Malikler ile birlikte düzenlemesini yaptığı, söz ve müzikleri Sezen Aksu'ya ait olan parça gri gökyüzü ve ahmak ıslatan bir yağmur eşliğinde kapadığımız haftamızı aydınlattı desek abartmış olmayız. Koca Yaşlı Şişko Dünya, Acının İlacı ve Kadın gibi şarkılarıyla gönlümüzde yer etmeyi başaran grup merakla beklediğimiz albüm öncesi güzel de bir sürpriz yapmış oldu. Mehmet Sallak'ın yönetmenliğini üstlendiği Küçüğüm Adamlar yorumu hemen aşağıda...
- Nike Ispa Flow "Desert Sand" ve "Pure Platinum"
Üretime ilk girdiği yıl 2018'den beri Nike tarafından "spor giyim standartlarını yeniden tanımlayan spor ayakkabısı" olarak tanımlanan Nike Ispa ailesi genişlemeye devam ediyor. 2020'de çıkarılan Ispa Flow serisi ile aile bireylerinin sayısını artıran Nike yeni renk güncellemeleriyle seriyi genişletmeye devam ediyor. Çöl kumu ve saf platin adını alan renk kartelasıyla iki versiyon halinde sunulan ürünler Ispa ailesinin başından beri vaad ettiği olağanüstü rahatlığı kullanıcısına sunuyor. Bunu da yarı saydam tabakasının altına saklanan hafif kumaştan üretilmiş, nefes alabilen yapıya sahip çorabımsı üst yüzeyiyle sağlıyor. Tabii ki bu rahatlık vaadini ayağı kavrayan üst yüzeyin yanında köpük orta taban ve tutuş, dayanıklılık ve geri kazanımları optimum düzeyde tutan kauçuk dış taban da destekliyor. Asimetrik yapısı ile dikkatimizi nereye vereceğimizi şaşırtan model bağcık deliklerinin yerine sunduğu alternatifle de farkını ortaya koyuyor.
- Midnight in the Switchgrass pek yakında...
Megan Fox ve Bruce Willis'in başrollerinde izleyeceğimiz bir seri katil hikayesi olan Midnight in the Switchgrass'ın ilk tanıtım filmi yayınlandı. Filmden bahsetmeden önce şunu belirtmek gerekir ki, Willis ve Fox 2021 ve 2022'nin en üretken oyuncuları olacak gibi gözüküyor. Son olarak Cosmic Sin'de yer alan Bruce Willis'in çekimleri tamamlanan ve yakın bir zamanda izleyeceğimiz Out of Death'inin yanı sıra duyurusu yapılan, çekim aşamasında ve çekimleri tamamlanan 12 yapımda adı geçiyor. Fox cephesinde de durum pek farklı değil. 2020'de Machine Gun Kelly: Drunk Face kısa filmiyle izleyicisinin karşısına çıkan Fox'un adı da 4 yapıma yazılmış durumda. Midnight in the Switchgrass'a gelecek olursak, yazının başında da belirttiğimiz gibi ikilimiz Emile Hirsch'in canlandırdığı eyalet polisinin de yardımı ile aracına aldığı otostopçuları öldüren bir seri katilin peşine düşüyorlar. Çözülmemiş bir dizi cinayet ile başlayan olay örgüsünün bir seri katil hikayesine dönüşmesiyle devam eden yapımda kötü adamımızı ise The Revenant, Transcendence, Widows ve Tooken gibi yapımlarda gördüğümüz Lukas Hass canlandırıyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise daha çok yapımcılığı ile tanınan Randall Emmett oturuyor. Emmett bilindiği üzere The Irishman, Everest ve Silence gibi filmlerin yapımcılığını üstlenmişti. Midnight in the Switchgrass'ın 27 Temmuz'da gösterime gireceğini de ekleyerek sizi tanıtım filmi ile başbaşa bırakalım.
- Adidas x Lego
Geçtiğimiz aylarda Ultraboost DNA'ardından ikonik ZX8000 "Bricks" için bir araya gelen Lego ve Adidas işbirliğine devam ediyor. Adidas Originals Superstar için bir araya gelen ikili topuk, burun ve üç şeridi Lego tuğlalarıyla makyajlanmış bir modelle karşımıza çıktılar. Klasik Superstar'ın siyah beyaz görünümünden uzaklaşmayan yorum dilde yer alan Adidas etiketi ve yan yüzeydeki Superstar markalamasındaki altın kullanımıyla da köklerine olan göndermenin altını çiziyor. Adidas ve Lego giyilebilir bir Superstar'ın yanı sıra 10282 kodlu bir Lego Superstar setini de duyurdular. Lego tuğlaları ile inşa edilen Superstar silüeti Trefoil logosu da dahil olmak üzere tüm ikonik detayları barındırıyor. Sağ ve sol tekleri içeren set bağcıkları ve ayakkabı kutusunu da inşa edebileceğiniz ek parçalar da içeriyor. Tam bir koleksiyoner ürünü de diyebileceğimiz 10282 bir teşhir standı ve plaketi de beraberinde getiriyor.
- Gulia Urbana bu sene Calabria duvarlarını renklendiriyor. Odağında ise İtalya Arnavutları var...
Kentsel bir sanat projesi olarak tanımlanan Gulia Urbana Calabria köylerini bir sanat merkezine çeviriyor. 2012'den beri İtalyan ve uluslararası sanatçılar davet edilerek her yıl gerçekleştirilen etkinliklerle duvarları sanat eserleri ile kaplayan gezici serginin bu yıl seçtiği konu başlığı olarak Arbëreshë (İtalyan -Arnavut ya da İtalya Arnavutları) seçilmiş. İtalya'nın güneyinde yaşayan Arnavut azınlığın kültürlerini yaşatabilmesine odaklanan serginin ilk aşaması için 4 sanatçı davet edilmiş. Sanatçılar Calabria bölgesindeki Cosenza ilinde yer alan ve bir Arbëreshë kasabası olan Santa Sofia d'Epiro'nun duvarlarını renklendirecek. İspanyol sanatçı Slim Safont elinde geleneksel Arbëreshë kıyafetleri içinde düğün fotografını tutan bir yaşlıyı tasvir ettiği çalışmasında kimliğinin, geleneğinin ve hayatta kalmak için mücadele eden dilsel bir azınlığın kültürünün korunmasını temsil ediyor. Claudio Morne Arnavut bir dansçıyı resmederken Sırp sanatçı Artez Arnavut bir çiçekçi kızı tuvaline taşımış. SteReal ise cinsiyeti sosyal bir yapı olarak tanımlarken günümüzde hala etiketlere odaklanan kültürel kalıpları kırmaya çalışıyor. Eser erkek-kadın ayrımını geride bırakarak insanları çoğulluğu içinde ele almanın önemini ifade ediyor. Pantolon-etek, mavi-pembe... Artez'in çalışması kesin bir özdeşleşme yerine sınırları silikleştirip özgürlüğümüzün değerini vurgulayan bir metafor olarak tanımlanıyor.
- Nine Perfect Strangers s01
Hulu yapımı Nine Perfect Strangers'dan yeni bir tanıtım filmi yayınlandı. The New York Times'ın çok satanlarından Liane Moriarty imzalı Nine Perfect Strangers'dan ekranlara uyarlanan dizi Nicole Kidman, Melissa McCartney ve Michael Shannon'lı kadrosuyla dikkatleri üzerinde toplayan dizi Big Little Lies, Undoing gibi yapımların arkasındaki isim David E. Kelly ile adını Ford vs. Ferrari'de gördüğümüz John Henry Butterworth ve The End'in yazarı Samantha Strauss'lu yazar kadrosuyla da meraklı bir bekleyiş yaratmıştı. Bir sağlık merkezine tedavi için gelen 9 kişinin çevresinde dönen hikaye on günlük bir tedavi sürecinin sizi gerçekten değiştirip değiştiremeyeceğini sorguluyor. Kimisi kilo sorunları, kimisi hayata yeniden başlamak için kimi de kendisine bile itiraf edemeyeceği nedenlerle sağlık merkezine gelen 9 yabancı değişip değişemeyeceklerinin cevabını arıyor. Birbirinden farklı karakterler seanslar ilerlediğikçe kendileri ve geçmişleri yüzleşirken sıradan görünen bir tedavi süreci karmaşık bir hal alıyor. Nine Perfect Strangers 18 Eylül'de Hulu içeriğine dahil olmak için gün sayıyor.
- Cem Adrian x Mark Eliyahu
Kendi topraklarına ait ezgileri küresel bir dille harmanlayarak bizlere aktarmakta hiç zorluk çekmeyen iki isim Cem Adrian ve kemençe ustası Mark Eliyahu'yu bir araya getiren Derinlerde dijital ortamlara yüklendi. İlk olarak Cem Adrian'ın sonbaharda yayınlanacak Ah albümünde yer alacak olan Kül adlı şarkı için buluşan ikili hemen arkasından da birlikte yazıp besteledikleri Derinlerde için stüdyoya girmişler. Kültürümüzün her zaman kendisi için ilham kaynağı olduğunu belirten Eliyahu Cem Adrian ile oldukça doğal ve derin bir bağlantı kurduğunu belirtirken, Adrian ise uzaktan hayranlık duyduğu Eliyahu ile tanıştığı andan itibaren müzik düşlediklerini ekliyor. "Bana düşlerimi geri ver" diyerek başlıyor Derinlerde... Devamı hemen aşağıda...
- Bergman Island pek yakında...
Yönetmenliği kadar yazdığı senaryolarla da dikkatleri üzerine çeken ve 74. Cannes Film Festivali'nde adından bolca bahsettirmeyi başaran Things To Come ve Eden gibi yapımlara imza atmış yönetmen Mia Hansen-Love'ın son filmi Bergman Island'dan bir tanıtım filmi yayınlandı. Bergman Island duyurusunun yapılmasının ardından oyuncu kadrosundaki değişiklikler ile gündeme gelmişti. Başrolde yer alan John Turturo'nun çekimlerin yapılacağı İsveç'e gelemeyeceğini bildirmesinin ardından yerini Tim Roth almış ve yine başroldeki diğer isim Grete Gerwig de tahminlere göre yönetmenliğini üstleneceği Little Women için projeden ayrılacağını açıklamış ve yerine gelen isim Vicky Krieps olmuştu. Konusundan kısaca bahsedecek olursak Bergman Island Amerikalı film yapımcısı olan bir çiftin hikayesini anlatıyor. Yeni filmlerinin senaryosunu yazmak için Ingmar Bergman'ın yapımlarına ilham kaynağı olan adaya gitmeleriyle başlayan hikayemiz senaryo yazımı ilerledikçe doğanın vahşi yaşamının da etkisiyle gerçekle kurgu arasındaki geçişlerin bulanıklaşmasıyla içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Ingmar Bergman'ın yaşadığı ve 4 filmine ev sahipliği yaptığı İsveç'in güneydoğu kıyılarına yakın Baltık Denizi adalarından biri olan Fårö'de çekimleri tamamlanan film 14 Temmuz'da ilk olarak Fransa'da gösterime girecek. Ülkemizde gösterime girip girmeyeceği ise bilinmiyor.
- Witch's Spell klibi yayında
AC/DC 17. stüdyo albümü Power Up'ta yer alan Witch's Spell adlı parçayı da kliplendirdi. Albüm öncüsü olarak gelen Shot in the Dark'ın ardından, Realize ve Demon Fire adlı parçalara klip çeken yaşlı kurtlar bu sefer karşımıza animasyon destekli bir kliple çıktılar. Power Up için planladıkları turnenin Covid-19 sürecine denk gelmesinden dolayı planlarını öteleyen grup bu boşluğu da klipler ile doldurmaya karar vermiş. Turne provaları kapanma süreci ile sekteye uğrayan efsane grup Witch's Spell videosunu reklam filmlerinden kliplere kadar geniş bir yelpazede hizmet veren Wolf & Crow'a teslim etmiş.
- Vans'den devrim niteliğinde...
Vans 11 Haziran'da bugüne kadar gördüklerimizden çok farklı yeni koleksiyonunu çıkarmaya hazırlanıyor. Old Skool, Sk8-Hi, Slip-On ve Authentic silüetleriyle kaykay dünyası başta olmak üzere sokak modasını domine etmeyi başaran Vans yeni bir yaşam tarzı olarak lanse ettiğ EVDNT Ultimatewaffle raflarına getiriyor. Markanın hem moda hem de teknolojideki tüm birikimlerini buluşturduğu yeni silüet ilk bakışta yarı saydam dış tabanıyla dikkatleri çekiyor. Gerek iç yapısında gerekse dışında kullanılan teknolojiler ile konforun ön planda tutulduğunu gösteren seri dayanıklılıktan da ödün vermiyor. Üst yüzeyde kullanılan örme filenin ağ yapısı sayesinde nefes alan bir yapıya sahip olan EVDNT Ultimatewaffle'ın iç yüzeyinde de çoraba benzer bir yapı ile ayağın daha iyi kavranması hedeflenmiş. iç yüzeydeki bu konfor önceliği bununla da bırakılmayıp UltraCush iç taban ile daha verimli bir yastıklama ve destek sağlanmış. EVDNT Ultimatewaffle bugüne kadar Vans üretim bandından çıkan hem tarz hem de işlev açısından en net ve devrim niteliğindeki silüet olarak tanımlanıyor.
- Coldplay'den Higher Power'a bir klip daha
Coldplay geçtiğimiz günlerde klibiyle birlikte yayınladığı Higher Power adlı teklisini bir kliple daha taçlandırdı. Grup elemanlarının "gerçek bir evren harikası" şeklinde tanımlayarak yere göğe sığdıramadıkları parça için çekilen yeni klip bizi kaosun hüküm sürdüğü bir gezegen olan Kaotica'ya götürüyor. İlk klipteki hologram dansçıların yerini yeni klipte uzaylılar alıyor. Çöp dolu sokaklarda gezen Chris Martin müziğe kendini kaptırıp, dans ediyor. Küçük çaplı bir bilim kurgu da diyebileceğimiz klip robot köpekler ve uzaylılar eşliğinde bizi sokaklarda gezdirirken The Fifth Element, Blade Runner ve The Terminator gibi unutulmaz filmlere göndermeler de içeriyor. Yönetmen Dave Meyers videoyu, hayatımızın bir yılını alan Covid-19 sürecinde, kendine yabancılaşan bizlerinin dünyamızdan uzaklaşması ve bilinmedik bir gezegendeymişiz gibi hissettiğimizin bir meteforu olarak özetliyor.
- Neill Blomkamp 7 yıl sonra çektiği ilk uzun metrajla ürkütmeye geliyor
Elysium ve District 9 ile kendisinden bolca bahsettiğimiz ve son olarak 2015 yılında çektiği Chappie sonrası kendini kısa filmlere veren yönetmen Neill Blomkamp neredeyse 7 yıl sonra gelen ilk uzun metrajıyla sinemalara dönmeye hazırlanıyor. Bu süreçte bir çok farklı projede adı geçen ama sonuca varamayan yönetmen senaryosunu da kendi yazdığı bilim kurgu korku türündeki filminden ilk tanıtım filmini de yayınladı. 20 Ağustos'a tarihlenen film sinemaların yanı sıra VOD platformlarında da gösterime girecek. Bir anne ve kızı arasında uzun yıllar boyu süren anlaşmazlığın altında yatan doğaüstü güçlerin ortaya çıkmasıyla korkunç şeytanların serbest kalması olarak özetlenen Demonic bu kısa tanımıyla bile karmaşık ve ürkütücü bir olay örgüsünün bizi beklediğini gösteriyor. Blomkamp oyuncu kadrosunda da daha önce çalıştığı isimlere ağırlık vermiş. Elysium'da yönetmenle birlikte çalışan Carly Pope'un yanı sıra District 9'da da gördüğümüz Nathalie Boltt'a Chris William Martin ve Andrea Agur eşlik etmiş.
- Noel Gallagher's High Flying Birds tekrar kanatlandı
Şu aralar Manchester City'nin şampiyon olmasından dolayı keyfine diyecek olmayan Noel Gallagher 4 yıllık bir ara sonrası Noel Gallagher's High Flying Birds adını verdiği grubu ile birlikte 10. yılını kutluyor. Gallagher'ın 2009'da kurduğu ve aslında solo projesi olan ama turnelerinde birlikte sahne aldığı müzisyenler ile birlikte kurduğu Noel Gallagher's High Flying Birds geçtiğimiz haftalarda albümün öncüsü rolündeki We're On Our Way Now adlı parçayı yayınlamıştı. Kardeş Gallagher ile çıkan bir barıştılar bir barışmadılar haberlerinin önüne geçmek istercesine "ben yoluma bakarım" dercesine davranan Noel Gallagher 8 Haziran'da da Flying On The Ground adlı teklisini yayınladı. Bununla da kalmayan Gallagher bir de video ile gözümüzü şenlendirmeyi de unutmadı. Back To Way We Come adlı albüm 11 Haziran'da dijital olarak yayınlanacak, hemen ardından 12 Haziran günü de kanlı canlı olarak raflarda yerini alacak.
- Icy ve Sot'tan "EU Flag"
Baskıya karşı başkaldırılarını Tebriz ve Tahran sokaklarında sanatlarıyla dile getiren ikili Icy ve Sot dünyanın farklı köşelerinde gerçekleştirdikleri yerleştirmeler ile göçmen krizine olan ilgimizi sıcak tutmaya devam ediyor. Çoğunlukla sınırların varlığını sorgulayan sanatçılar benzersiz yaklaşımları ile yarattıkları dili kullanarak insan hakları, gözaltı, kadın hakları, göçmenlerin ve mültecilerin kötü durumları, iklim değişikliği veya kapitalizmin tuzakları ile günümüz insanının çelişkilerini kendisine sorgulatıyor. 2017 yılında Berlin'de sergiledikleri ve bir pano içinden "dekupe" olup uzaklaşan elele tutuşmuş bir ailenin yerdiği "Refugees Welcome" adlı çalışmalarında vicdanımıza da seslenen ikili bir 2015-2018 arası ölen 3000 göçmeni anmak için "Missing Migrant" adını verdikleri yerleştirmeyi Ostend, Belçika'da sergilemişlerdi. Son yıllarda çelik çitler ve dikenli teller üzerinden vermek istedikleri mesajı iletmeyi tercih eden Icy ve Sot göçmen sorununun en yoğun olduğu bölgelerden biri olan Amerika-Meksika sınırında 2019 yılında yellerden oluşturdukları simgesel bir kayığı kumsala kadar inmenin ötesinde denizin içine kadar giren sınır çitlerinin hemen yanına bırakmışlardı. Aynı yıl Time Square'in ortasına bir de yine çitlerden yapılmış "The New American Flag"i dikmişlerdi. Sanatçılar benzer bir çalışmayı da yine göçmenlerin yoğun birşekilde kullandığı bir diğer nokta olan Cebelitarık Boğazı'ndaki dramı bir kez daha düşündürtmek için Lizbon'da sergilediler. Bu sefer Avrupa Birliği bayrağını eserlerine taşıyan sanatçılar farklı umutlarla yola çıkıp kendilerini mülteci kamplarında bulan göçmenlerin karşılaştıkları insanlık dışı müdahaleleri bir kez daha gündemimize getiriyorlar. Malzemesinden verdiği mesaja kadar sahip olduğu sert ve bükülmez gerçekliğe sahip olsa da "EU Flag" adlı çalışma içinde insanların umudunu da taşıyor. Bu umudu gökyüzü üzerinden görünür kılmak isteyen sanatçılar geçirgen bir yapı ile sınırın ötesinin hala var olduğunu ve tüm maviliği ile bizi beklediğini vurguluyor. Okyanusa akan nehrin yanına yerleştirilen bayrak bir çok mültecinin daha iyi bir yaşam arayışında üstlendiklerine ve yapmakta oldukları deniz yolculuğuna gönderme içeriyor.
- Ezhel x Masked Wolf ve Astronaut In The Ocean
2019'da çıkardığı Astronaut In The Ocean ile yeri göğü sallayan, dinlenme oranlarında nirvanaya doğru yükselen ve oradan da pek ineceğe benzemeyen Avustralyalı rapçi Masked Wolf ve plak şirketi Elektra Records International Remixes adındaki projelerinde Ezhel'e de yer verdiler. Astronaut In The Ocean'ın 4 farklı versiyonu dinlediğimiz derlemeye Ezhel de aklımızı başımızdan alan "verse"leri ile katılıyor. Neredeyse her hafta farklı bir isimle karşımıza çıkan Ezhel, görünen o ki, üretmeye gitgide artan bir ivmeyle devam edecek. Sosyal medya kanallarında bir viral haline gelen Astronaut In The Ocean Internatıonal Remix'de Loopy, Owen, ve Bloo ile The Synaptik ve Freek'in birer parçasının yanı sıra Shane Cood'un da bir şarkısı yer alıyor.
- Nike Air Force 1 Low "Happy Pineapple"
Nike'tan "biz o mantarları atmayaydık iyiydi" dedirtecek bir Air Force 1 yorumu geldi. Uzun bir süredir karbon ayak izini azaltmaya çalışan Nike her geçen gün geri dönüştürülmüş malzemelerden ürettiği ayakkabılara koleksiyonunda daha çok yer vermeye başladı. Happy Pineapple adını alan AF1 yorumu geri dönüşümle elde edilmiş mantar malzemeden üretilmiş. Kauçuk taban üzerine beyaz orta taban bir altlığa sahip olan modelin üst yüzeyi markalama yüzeyleri dışında mantardan inşa edilmiş. İç tabanlıkları da mantardan üretilen Happy Pineapple dilde yer alan ananas logosu ile de ailenin sıradışı karaktere sahip bireylerinden biri olmuş. Nike'ın sürdürülebilirlik arayışlarının bir meyvesi olan mutlu ananas altın sarısı swoosh, topuk şeridi ve bağcıklar ile tamamlanmış. Air Force 1 Happy Pineapple için henüz bir fiyat belirtilmiş değil ama önümüzdeki haftalarda raflarda yeri alması bekleniyor.



















