top of page

Search Results

Boş arama ile bulunan sonuçlar

  • Kanye West rötar yaptı

    Kim Kardashian'ın, twitter hesabından paylaştığı, 27 Eylül'e tarihlenmiş ve Jesus is King'in şarkı listesinin yazılı olduğu bir kağıdın fotografı sonrası geri sayıma başlayan Kanye West hayranları biraz daha bekleyecek gibi gözüküyor. Variety ve Rolling Stone muhabiri Joe Coscorelli'nin, sektörün önemli isimlerine dayanarak, duyurduğu habere göre bugün beklediğimiz Kanye West'in 9. solo albümü olacak Jesus is King bilinmeyen bir tarihe ertelendi. Bize de "tanrı büyüktür, tamamına erdirsin" deyip beklemek kaldı...

  • McCartney Ailesi ve Polaroid Günlükleri

    Linda McCartney's Polaroid Diaries Taschen tarafından yayınlandı. Kitap için, sanatçının 70'li yılların başlarından 90'ların ortasına kadar çekmiş olduğu fotograflardan derlenmiş bir külliyat diyebiliriz. 200'den fazla fotograftan oluşan kitapta ağırlıklı olarak sanatçının, Paul Mccartney ile evliliği sonrası, çekmiş olduğu aile içi anılarına tanıklık edeceğiz. 68'de Rolling Stone'un kapak fotografını çeken ilk kadın olan Linda McCartney'nin dünyayı görme biçimine odaklanan koleksiyon, bir ailenin samimi anlarını da gözler önüne seriyor. Sanatçının desen, doku, renk ve ışıkla olan ilişkisini de ortaya koyan seçkinin imzalı bir koleksiyoner sürümü de bulunuyor. Linda'nın objektifinden yansıyanlar için Paul Mccartney de diyor ki; "Sadece bir şeyler görürdü. Fotoğraflarının çoğu, sadece bir tık. Önünüzde harika bir fotografın ne zaman gerçekleştiğini görebilmelisiniz. Ve sonra onu tam olarak doğru anda yakalamanız gerekir… Ve bunu o kadar çok yaptı ki, beni hep etkiledi."

  • The Irıshman'den ilk tanıtım filmi

    Oyuncu kadrosundaki yıldızları saymakla bitiremediğimiz The Irishman 27 Eylül'de New York Film Festivali'nde ilk gösterimini yapmaya hazırlanıyor. 160 milyonluk bütçesiyle Scorsese filmleri arasında en pahalı yapımlardan biri olan The Irishman 27 Kasım'da da Netflix'de boy göstermeye başlayacak. Senaryosunu Steven Zillian'ın yazdığı ve mafya tetikçisi Frank Sheeren'ın hikayesini anlatan The Irishman'den ilk tanıtım filmi de yayınlandı. Bununla da kalmayan yapımcılar farklı dönemlerini izleyeceğimiz Frank Sheeren rolündeki De Niro'nun CGI teknolojisiyle nasıl gençleştirildiği ve yaşlandırıldığını gösteren görselleri de paylaştılar.

  • Almodovar'dan bir nevi özçekim

    Almodovar'ın Pain & Glory'si 11 Ekim'de beyaz perdede. Cannes'da eleştirmenlerden tam not alan, Antonio Banderas'ın en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldüğü Pain & Glory, İspanya Akademisi tarafından, Oscar adayı olarak seçilmişti. Alejandro Amenabar’ın While at War'u ve Salvador Simo’nun animasyonu Buñuel in the Labyrinth of the Turtles'ın arasından sıyrılıp adaylığı göğüsleyen film aynı zamanda Banderas ile Almodovar için muhteşem bir geri dönüş olarak gösteriliyor. Venedik Film Festivali'nde yaşam boyu başarı ödülüyle onurlandırılan ünlü yönetmenin kendisi ve geçmişiyle de yüzleştiği düşünülen film Salvador Mallo adındaki bir yönetmenin, çocukluğundan itibaren, hayatındaki dönüm noktalarının yaşamında bıraktığı izleri anlatıyor. Eski ışıltı günlerin özlemiyle yaşayan Mallo'nun aile bağlarını, Madrid'deki ilk aşkını, sinemanın duygusal ve ruhsal dünyasındaki etkilerini de göreceğimiz Pain & Glory kişisel bir hesaplaşma hikayesi. Anlaşılan o ki, film izleyicisini, Almodovar'ın hikaye anlatıcılığının zirvesine taşımaya geliyor. Almodovar'ın alter egosu da denebilecek Mallo karakterini canlandıran Antonio Banderas'ın omzuna aldığı yükün ağırlığını da görmezden gelmemek gerek.

  • O gün sonunda geldi Harry

    25 yıl önce, 52 yaşında bizlere veda etmişti. Harry Nilsson. Arkasında nasıl bir müzikal miras bıraktıysa, kendinden sonra gelen her neslin yolu, özellikle film ve dizi müziklerinde, Nilsson'ın müziğiyle bir şekilde kesişti. Goodfellas, Reservoir Dogs, Midnight Cowboy ve son olarak da Netflix serisi Russian Doll... Harry Nilsson karşımıza çıkmaya devam ediyor. Üstelik, Spotify açıklamasına göre, dizi sonrası, Nilsson'a olan ilgi %2000 artmış. Bu artışla ilgili midir bilinmez ama sanatçının 1988 sonrası üzerinde çalıştığı şarkılardan oluşan bir albümün duyurusu da yapıldı. 11 şarkılık yeni albümde Yoko Ono ve Jimmy Web de iki şarkıda yer alıyor. Losst and Founnd adlı albüm 22 Kasım'da Omnivore Recordings'den çıkıyor. U.C.L.A ve albüme de ismini veren Lost and Found adlı iki şarkının şimdiden yayınlanan albümün yapımcısı Mark Hudson olmuş. Aranjör Van Dyke Pars, davulcu Jim Keltner, Nilsson'ın oğlu Kiefo'nun da albümde payı olduğunu belirtelim. Yapımcı Mark Hudson albüm kartonetinde Harry Nilsson'a da şöyle seslenmiş; "Son görüşmemizden beri 25 yıldan fazla zaman geçti. ve sana bilgelik, mizah, tutku, hikayeler ve hepsinden önemlisi ... müziğini ne kadar özlediğimi söyleyemem… Her neyse, sonunda Üzerinde çalıştığımız kayıtları tamamladım… Notlarını aldığım tüm fikirleri bu projeye koydum… Bu albümü yapmak benim için gerçek bir rüyaydı. Sana bir gün bitirip oradan çıkacağımıza söz verdim ve o gün sonunda geldi!

  • Air Max 90 30 yılı devirdi

    Cross Training kategorisinin yaratıcısı, Air Jordan serisinin tasarımcısı, sektörün en vizyoner isimlerinin başında gelen ve Nike'da "mimar" diye anılan Tinker Hatfield'in ikonik tasarımı Air Max 90 önümüzdeki sene 30. yaşını kutlamaya hazırlanıyor. 2020'de retro bir Air Max 90 görme ihtimalimiz oldukça yüksek. Og Infrared, Moon Landing, Untold Truth ve Lemon Forest gibi serinin efsane modelleri, 2020'de göreceğimiz tasarımdan beklentimizi de oldukça yükseltiyor. Yeni Air Max ile ilgili konuşulanlar arasında ise silüetin aynı kalacağı, deri, süet ve ağlarla bezenmiş modeller olabileceği, Nike'ın, yan bantların ardına gizlenmiş, "swoosh"unun da aynı şekilde kullanılmaya devam edeceğini sayabiliriz.

  • Pinkman geri döndü

    Skinny Pete sorgusuyla başlayıp Pinkman'ın geçmişi hatırlattığı tanıtım filmlerinin ardından Emmy Ödüllerinde El Camino'nun 3. tanıtım filmi de yayınlandı. Bizi konuya ısıtmak ve merakımızı ufak ufak törpülemek için sunulan ilk iki filmin aksine 3. filmle birlikte hikayeye dair daha fazla bilgiye sahibiz. Star Wars yapımcılarını bile kıskandırabilecek bir gizlilikle bugünlere gelen El Camino ekibini de ayrıca takdir etmek gerekir. 11 Ekim'de Netflix'te olacak olan film de Walter White'ın olup olmayacağı hala belirsizliğini korurken, Jesse Pinkman'ın hatıralarında canlanabileceği de dedikodular arasında tazeliğini koruyor. Filmle ilgili meraklarımız birer birer azalırken, ülkemizdeki tanıtım filmlerinde sigaralı sahnelerin kesilmiş olması Türk izleyicilerde yeni soru işaretleri yarattı. Netflix bu durumun sadece tanıtım filmleri ile sınırlı kalacağını açıkladı.

  • Emma Stone'lu Cruella

    İngiliz çocuk romancısı ve oyun yazarı Dorothy Gladys Smith'ın kitabı 101 Dalmaçyalı 1956'da yayınlandığı tarihten itibaren üzerindeki ilgiyi hiç kaybetmedi. Animasyon ve sinema filmlerinin yanı sıra çizgi romanlarla da hayatımızdaki yerini bolca alan 101 Dalmaçyalı Cruella karakteriyle bir yan hikaye doğurdu. Kötüler kötüsü Cruella De Vil karakterini güzeller güzeli Emma Stone'un oynayacağı filmin oyuncu kadrosu da yavaş yavaş şekilleniyor. Paul Walter Hauser ve Joel Fry'dan sonra açıklanan bir diğer isim de Cannes'dan en iyi kadın oyuncu olarak dönen Emily Beecham oldu. Aline Brosh McKenna, Jez Butterworth'un senaryosunu yazdıkları Cruella'nın yönetmeni ise Fright Knight'tan tanıdığımız Craig Gillespie olarak açıklandı. Açıklamaları yapılıyor olsa da Cruella için uzun bir süre daha beklememiz gerekiyor. Film şimdilik Mayız 2021'e tarihleniyor.

  • Adam Sandler bu sefer çok ciddi

    Toronto Uluslararası Film Festivali'nde ilk gösterimini yapan Uncut Gems'den, merakımızı biraz olsun azaltacak, ilk tanıtım filmi geldi. Merakımız diyoruz çünkü uzun zamandır haberlerini duyduğumuz film bize bambaşka bir Adam Sandler sunmaya hazırlanıyor. Bugüne kadar komedi filmlerinde görmeye alıştığımız aktör karşımıza bu sefer bir aksiyon filmiyle çıkıyor. Heaven Knows What ile tanıdığımız ve Good Times ile kariyerlerini iyice kabartıp, parlatan Jof ve Bennie Safdie kardeşlerin yönettiği filmin yapımcılığını ise Martin Scorsese üstlenmiş. New York mücevher ticaretinin merkezinde kuyumculuk yapan Howard'ın mallarını çaldırmasının ardından, aile ve ticari hayatındaki dalgalanmaları izleyeceğimiz Uncut Gems 13 Aralık'ta Amerika'da gösterime girecek. Ülkemizde ise henüz, ne zaman beyaz perdede olacağını bilemiyoruz. Uncut Gems'in süprizlerinden birisi de 21 sezon boyunca NBA'de izlemeye doyamadığımız Kevin Garnett'ın da oyuncular arasında olması. Adam Sandler'ı bu derece bir değişime uğratan Safdie Kardeşlerin Kevin Garnett'ı nasıl bir oyuncuya çevirdiklerini de merakla bekliyoruz.

  • Nobody

    Breaking Bad'in işini bilir avukatı Saul rolüyle yapımcıları bir yan hikaye çekmek zorunda bırakmış ve Better Call Saul ile 5 sezon daha hayatımızda kalmıştı Bob Odenkirk. Aktörü en son President Chambers rolüyle Long Shot'da izlemiştik. Üretkenliğinde hız kesmeyen sanatçıyı Aralık ayında Meryl Streep, Emma Watson ve Timothée Chalamet ile birlikte Little Women'da izlemeye hazırlanırken, bir filmin daha haberi geldi. Gerilim ve aksiyon türünde olacak yeni filmin adı Nobody. Odenkirk filmde, küçük bir kasabada yaşayan, ailesi ve toplum tarafından görmezden gelinen bir babayı canlandıracak. John Wick serisinin yazarı Dereck Kolstad tarafından yazılacağı bilinen hikayede Odenkirk'in kendine has dünyasındaki sırların, evine giren iki hırsızla birlikte, ortaya çıkışına şahit olacağız. Filmin yönetmenliğini ise Hardcore Henry'nin de yönetmeni Ilya Naishuller üstlenecek. Nobody'nin planlanan gösterime giriş tarihi ise 14 Ağustos 2020.

  • Michael Knight'ımız bizim...

    Gaz lambası kadar geriye gitmeyeceğiz ama Netflix'in, Hbo'nun olmadığı yıllardı, hayatımızda tek bir kanal var. Televizyonda toplasan iki ya da üç kahramanımız vardı. Birisi de Michael Knight. Kahraman dediysek öyle pelerini filan da yok, konuşan bir arabası ve deri montu var. Nasıl bağladıysa bizi kendine müziği bile hala kulağımızda. Bir ara turuncu mayosunu giyip Los Angeles kumsallarında cankurtaranlık yapmış olsa bile, David Hasselhoff bizim için hep Michael Knight olarak kaldı. David Hasselhoff 80'li yıllardan beri hep hayatımızdaydı ve hep üretkendi. Berlin Duvarı'nın yıkılışı ardından seslendirdiği ve birleşen Almanya'da dönemin çığlığı haline gelen Looking For the Freedom'ından bahsetmeden geçemeyeceğimiz sanatçı, müzik kariyerine, eylül başı tanıttığı Open Your Eyes ile devam ediyor. Albüm ile duvarın yıkılışının 30. yıldönümünü kutladığını belirten sanatçı, albümde Amerika, Almanya ve İngiltere'den bir çok müzik kültürünü de bir araya getirmiş. Müzikal olarak ne yapmış olursa olsun, videoyu beş saniye izleyince Michael Knight'ı görmeye başlıyoruz ve ortam buram buram 80'ler kokmaya başlıyor.

  • Nick Cave'den sürpriz var

    Sürpriiiz! Nick Cave & The Bad Seeds'den yeni bir albüm geliyor. Hatta geldi bile diyebiliriz, çünkü albüm haftaya çıkıyor. Albüm kayıtlarının devam ettiği, Nick Cave ve arkadaşlarının hummalı bir çalışma içinde olduğunu biliyorduk ama şu ara beklemiyorduk. Skeleton Tree sonrası 3 yıllık bir aradan sonra isminin Ghosteen olduğunu öğrendiğimiz albüm için geri sayıma başlayabiliriz. Hayranları ile bir araya geldiği ve soruları yanıtladığı internet sitesi Red Hand Files'daki açıklamaları sonrası ortaya çıkan bu sürprizde Nick Cave albüm hakkında bazı bilgileri de paylaştı. Buna göre Ghosteen göçmen bir ruha sahip, 11 şarkı ve 2 bölümden oluşuyor ilk bölüm çocuklardan bahsederken ikinci bölümün ana konusu ise ebeveynler. Nick Cave & TheBad Seeds'in, Ghosteen sonrası, 2020'de bir avrupa turuna çıkacağını da belirtelim.

  • Chernobyl Emmy'den mutlu dönüyor

    Chernobyl, 71. Emmy ödüllerinde, mini dizi dalında aday olduğu 6 kategoriden 3'ünde mutlu sona ulaştı. Yaşanan olaylara oldukça sadık kalarak, yarı belgesel havasında çekilen Hbo dizisi en iyi yönetmen, en iyi senaryo ve en iyi mini dizi dallarında Emmy sahibi oldu. Chernobyl'in rakipleri arasında Fosse/Verdon, Sharp Objects, Escape At Dannemora ve When They See Us bulunuyordu. Dizinin yapımcısı Craig Mazin, teşekkür konuşmasında, "umarım gösterimiz,insanlara gerçeğin değerini ve yalanın tehlikesini hatırlatmada yardımcı olabilir" diyerek aslında Chernobyl'i de özetlemiş oldu.

  • Stars'dan kariyer özeti

    Kanadalı indie pop/rock grubu Stars'dan bir "en iyiler" albümü geliyor. 6 Kasım'da Arts&Crafts'tan çıkacak olan albümde, grubun deyimiyle, "ruhlarının en karanlık ve en umutlu kısımlarında tuttukları masallardan oluşan" 20 şarkı bulunuyor. Müzikal anlamda iletebilecekleri yeni mesajları eski şarkıları üzerinden vererek mücadeleye devam ettiklerini belirten Starsın La Guardia'sı için bir kariyer özeti de diyebiliriz.

  • Bir nevi Shamy...

    Variety'nin haberine göre, geçtiğimiz Mayıs ayında, 12. sezonuylu bizlere veda eden The Big Bang Theory'nin iki yıldızı Jim Parsons ve Mayim Bialik Carla adında bir komedi dizisi için tekrar bir araya geliyor. Şöyle de diyebiliriz, hayranları tarafından Shamy olarak adlandırılan Sheldon ve Amy karakterlerini canlandıran ikili ekranlara geri dönüyor. Warner Bros, Fox Entertainment ortak yapımı olan Carla, BBC yapımı ve Miranda Harts'ın yazdığı, Miranda dizisinin bir uyarlaması. Carla, 39 yaşında olan, her gün topluma ve annesine karşı mücadele eden, istediğiniz her şeye sahip olamayacağınızı ve bu yüzden mutlu olamayacağınızı kanıtlamaya uğraşan bir kadının hikayesi. Carla Darlene Hunt tarafından yazılıp, yönetilecek.

  • Rosamund Pike ve Radioactive

    Lauren Redness'in romanından uyarlanan ve senaryosunu, Harry Potter And The Cursed Child'ın yazarı, Jack Thorne'un kaleme aldığı Radioactive'in çekimleri tamamlandı ve 2020'de gösterime giriyor. Radyoactivite alanında yapmış olduğu çalışmalar ile fizik ve kimya dalında almış olduğu 2 ayrı Nobel ödülüne sahip bilim insanı Marie Curie'nin hikayesini anlatan film Curie'nin eşi ile olan ilişkisi ve bilime olan tutkusuna odaklanıyor. Curie'yi, David Fincher'ın yönettiği, Gone Girl'deki performansıyla Oscar adaylığına uzanan Rosamund Pike canlandırıyor. Pike'ı en son, Suriye savaşında hayatını kaybeden muhabir Marie Colvin'i oynadığı ve yine bir biyografi filmi olan A Private War'da görmüştük. Filmin yönetmenliğini ise Persopolis'ten tanıdığımız Marjane Satrapi yapıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Sam Riley ve Anya Taylor-Joy da bulunuyor.

  • Neil Gaiman, Sandman ve Netflix

    Medya devleri online platformlarını açıkladıkça rekabet kızışıyor. Apple, Disney, Hbo, Netflix, Amazon, Peacock derken liste uzuyor da uzuyor. Dizi ve film sektörü de başını kaşıyacak vakit bulamıyor. Platformlar eski dizileri ve filmleri kapışmaya çalışırken içerik sağlayıcılar da nefes almadan yeni projeler üretmeye çalışıyor. Hal böyle olunca da uyarlamalara yönelmeden yapamıyorlar. Takipçisi olan yazar çizerin kitapları, romanları, çizgiromanları ve filmleri de epey rağbet görür oluyor. Neil Gaiman da tercih edilen isimlerin başında geliyor. Yaratmış olduğu evrenlerin okuyucu kitlesinde yaratmış olduğu etki de onu seçilir kılıyor. Özellikle Good Omens ve American Gods uyarlamaları sonrası elde ettiği başarı da yapımcılar iştahını kabartmış durumda. Son olarak Netflix Sandman'i de kütüphanesine katacağını duyurmuştu. Açıklama sonrası hikayeye ne kadar sadık kalınacağı ve kurgunun ne kadar müdahaleye uğrayacağı gibi sorular Sandman hayranları tarafından sıkça dillenir olmuştu. Gaiman ise takipçilerinin haklı sorularına Sandman maceralarının büyük bölümünü ekrana taşıyacaklarına dair bir açıklama yaparak cevap verdi. Gaiman detaycılığı ve muazzam hikayeciliği ekrana nasıl aktarılır izleyip göreceğiz ama oluşan beklenti Netflix'i oldukça yoracak diyebiliriz.

  • Recouture

    2000'li yılların başından beri spor ayakkabıları özelleştirme oldukça talep edilir oldu. Aslında raftaki ürüne mahkum değildik. Keçeli bir kalem ya da maket bıçağıyla kimsede olmayan bir ayakkabımız olabiliyordu. Mark Ong ve Dominic Chambrone gibi isimler bu akıma öncülük ettiler. Ayakkabı üzerine yapmış oldukları çizimler ve lüks materyallerin kullanımıyla eşsiz ayakkabılar ortaya çıkardılar. Her ne kadar kapitalizmin girdabından çıkamayıp populizmin bir parçası olsalar da markaların cesaret edemediği birçok tasarımı raflarla buluşturdular. Bu isimlerden bir diğeri olan Shun Hirose ise aslında, 19 yaşında Tokyo'da küçük bir atölyede ayakkabıcılığa başlayan bir tamirci. Zaman içinde müşterileri ayakkabılarda değişiklikler talep eder olmuşlar. Kendi tasarım anlayışını da değiştirdiği ayakkabılara yansıttıkça küçük atölyesindeki işler kendi büyük markası Recouture'ü yaratmış. Ong ve Chambrone'a göre daha sade bir dile sahip olan Hirose hibrid estetik anlayışını "ayakkabıları büyük ölçüde değiştirerek, onları eşşizleştirip yeni bir hayatla birleştirmek olarak" tanımlıyor. Özellikle tabanlar konusunda saplantılı olduğunu ve ürünlerinde özellikle "tochigi" derisi kullanmaya özen gösterdiğini belirten zanaatkarın yeni bir hayatla buluşturduğu ürünleri, Recouture'ün sayfasından takip edebilirsiniz.

  • Dj Shadow ve hiphop

    İlk olarak Rocket Fuel ve ardından Rosie ile geliyorum diyen, Dj Shadow albümü, Our Pathetic Age 15 Kasım'da yayınlanıyor. İki bölüme ayrılmış olan albümün ilk kısmında Dj Shadow'un enstrümantal şarkıları yer alırken diğer kısmında ise Run the Jewels, Nas, De La Soul, Inspectah Deck, Ghostface Killer, Raekwon, Samuel T. Herring, Wiki, Paul Banks gibi isimlerin vokallerini de içeren hiphop altyapılı şarkılar yer alacak. Twitter hesabından yapmış olduğu açıklamada Dj Shadow, adına rağmen canlı ve umut dolu olarak tanımladığı albüm için yapmış olduğu açıklamalarda, bir sanatçı olarak dünyayı yorumlama zorunluluğu hissettiğini ve yaşadığımız zamanın da oldukça yükleyici olduğunu inkar etmediğini belirtiyor ve devam edebilmek için aradığı enerjinin de karanlığın içinde her zaman var olduğuna inandığı aydınlıktan aldığını belirtiyor.

  • Spirits In The Forest

    It's No Good, Never Let Me Down, One Night In Paris ve Alive In Berlin; Depeche Mode ve Anton Corbijn'i biraraya getiren unutulmaz yapımlar... Yıllar içerisinde bir çok defa yolları kesişen Corbijn ve Depeche Mode Spirits In The Forest adlı film için bir kez daha buluştu. Film, grubun 2017-2018 yıllarında yapmış oldukları 115 konserden oluşan ve 3 milyon kişiye ulaşan Global Spirit Turnesi'ni anlatıyor. Müziğin toplulukları inşasındaki inanılmaz gücüne eşsiz bir bakış açısı katan film tur esnasında çekilmiş samimi görüntüler ve grubun heyecan verici müzikal performansını harmanlıyor. Benzerlerinden farklı olarak grubun hayranlarının kişisel dünyalarını da gözler önüne seren Spirits In The Forest, 21 Kasım'da, dünya çapında 2400 sinemada gösterime giriyor.

Video

Pharrell Williams x

Human Made x Adidas

pharrell williams, adidas and human made collabration for an adidas sneaker

Peaky Blinders’in emriyle, bu

Snoop Shelby’in Red Right

Hand’i

snoop dog

Michael Stipe'dan ilk solo tekli

michael stipe, moby

Geçmişten

Merhaba Dünya! Bombastikdergi popüler kültür hakkında bir şeyler yazıp çizmek için kuruldu. Konuştuklarınız, konuşacaklarınız ya da gördükleriniz ve göreceklerinizden oluşan "şeyler" hakkında bir "şeyler" bulacaksınız bu dergide. Sinemadan müziğe, "sneaker"lardan sanata kadar bir çok konuda yazıp çiçeceğiz. Keyfinize keyif katabilirse ne ala. 

Bombastikdergi © 2019. Tüm hakları saklıdır.

İletişim

bottom of page